Ülkemizde köy alanlarında yapılan şenliklerin kökleri çok eskilere dayanır. Anadolu’nun değişik alanlarında köylerden kasabalara üretimin yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır şenlikler.
Ege’den Doğu Anadolu’ya, Karadeniz’den Toroslara gerçekleşen bu şenlikler destanlara, hikayelere, romanlara konu olmuştur.
Araştırmacı yazar, yönetmen Mehmet Akan kaleme aldığı bir Dünya Tiyatro Günü bildirisinde bu şenlikleri şöyle tanımlıyor:
“Yurdumuz özelinde, insanımız, yüzyıllar boyu, ahi toplantılarında, yaren sohbetlerinde, kış yarısı, koç katımı, hıdırellez törenlerinde oyunlar oynadı, deyim yerindeyse, daha iyi yaşamanın provasını yaptı”.
50’li yılların sonlarında Erdek’te sanatçı ve halkın elbirliği ile yeni bir kimlikle hareketlenen (Erdek Şenlikleri) 60 ve 70’li yıllarda politik bir içeriğe kavuşan köy-kasaba şenlikleri; 12 Eylül sonrası halk arasındaki tabiriyle kavun-karpuz şenliklerine dönüşerek “as solistli- dansözlü” içi kof eğlencelere dönüştü.
90’ların ikinci yarısından sonra ortalığı saran dinci dalga; şenliklerin köküne adeta kibrit suyu ekerek, etkinlikleri sahil kasaba ve köyleriyle sınırladı.
Geçen yıl Dikili’nin Bademli köyü makus talihi yenmek hedefiyle sanatın çeşitli alanlarını kucaklamak isteyen bir köy şenliği yapmak üzere yollara düştü.
İzmir’in Dikili ilçesine bağlı Bademli Köyü, doğal güzelliği, koyları, zeytin ağaçları ile adeta bir cennet köşesi. Bir çevre katliamı tehlikesi ile karşı karşıya Bademli.
Bütün bu güzelliklerine rağmen köyün halkı yoksul. Ne zeytincilikten ne de balıkçılıktan geçimlerini sağlayamıyorlar artık. Kapitalizm; yok eden yasaları, para babaları ile buradaki toprak sahiplerinin karşısına dikiliyor yavaş yavaş. Ufak ufak başlamış toprak satın almaları. Yakında, ellerindeki tek varlıkları da toprakları olan köylüler; buralarda kurulacak olan dev otellerde, tatil köylerinde birer hizmetçi olacaklar gibi görünüyor.
Köy halkının kurduğu Bademli Kültür Sanat ve Gelişim Derneği, köyde bir bilinç yaratmayı, tehlikelere karşı dikkat çekmeyi ve sorunlarına ilişkin çözümler üretmeyi hedefliyor. Bu hedeflerini hayata geçirmek için geçtiğimiz sene bir festival yaptılar. Bademli tarihinin bu ilk festivali 2014 Ağustos’unda yapıldı.
Üç gün süren festival boyunca köy içinde konserler, resim – fotoğraf sergileri, tiyatro gösterimleri ve edebiyat söyleşileri yapıldı. Bademli köyü birçok sanatçının yanı sıra köy dışından festival için gelen binlerce kişiyi de ağırladı.
Dernek, festivalin bu sene yapılacak olan ikincisini Sanat Meclisi ile birlikte örgütlemek için Sanat Meclisi’ne başvuruda bulundu. İstanbul’da yapılan Sanat Meclisi Festivalleri’ni duymuşlardı. Benzeri bir festivali köye taşımak istiyorlardı. Program içeriğinden tüm teknik hazırlıklara kadar her süreci birlikte örgütlemeyi teklif ettiler. Sanat Meclisi de yapılan bu teklifi değerlendirip kabul etti. Anadolu’nun bir köyünden gelen teklif herkesi heyecanlandırmış ve sevindirmişti. Ayrıca İstanbul’da her yıl gerçekleşen sanat buluşmalarını İstanbul dışına taşıma hedefi de vardı.
tavir_Sayfa_387-8-9 Ağustos günleri gerçekleşen festivalin ilk günü bir yürüyüş ile başladı. Klarnet ve vurmalı çalgı eşliğinde Bademli sokaklarını dolaşan sanatçılar köy insanlarını festivale çağırdılar. Yürüyüş sırasında tiyatro oyuncuları köyün değişik alanlarında kısa oyun gösterileri yaparak şiirler seslendirdiler.
Bademli’de festivalin ilk saatlerindeki yoğun yağışa rağmen köy meydanına büyük bir kalabalık toplandı.
Festivalin açılışında sanatçılar Bedemli’ye gelmekten duydukları mutluluğu ve coşkuyu dile getirdiler. Bademli Kültür Sanat ve Gelişim Derneği adına söz alan dernek başkanı Mehmet Ali Tüzün, Bademli’nin doğal yapısını korumak için çabalar içinde olduklarını Bademli Halk Festivali’nin de bu çabaların bir parçası olduğunu belirtti.
Festivalin ilk gösterisini Tiyatro Simurg köy meydanında gerçekleştirdi.
Bu yıl festivalin “Adalet İçin Susma” teması çerçevesi için seçilen “Nerede Bu Adalet” oyunu dünyada ve ülkemizde adaletin çarklarının nasıl çarpık işlediğini ele alıyordu.
İlk gün festivalde tiyatro gösterisinin yanı sıra yazar Hüseyin Yurttaş, Barış İnce ve şair İbrahim Karaca’nın katıldığı “ Basın, Edebiyat ve Siyaset” ile “Tarım ve Zeytincilik” konulu iki söyleşi gerçekleşti. Söyleşilerde sistemin edebiyat, basın ve tarım üzerindeki kirli oyunları teşhir edildi.
İlk günün müzik etkinliklerinde Efkan Şeşen ve Fuat Saka konserleri vardı. Konsere Bademli halkının yanı sıra Dikili, Bergama ve İzmir’den de çok sayıda izleyici gelmişti.
Şeşen konserinde isyan türküleri seslendirirken Fuat Saka ile Ege’den Karadeniz’e bir yolculuğa çıktı izleyenler.
Halk festivalinin ikinci gününün sabahı çocuklara ayrılmıştı. Köyün çamlık alanında toplanan çocuklar ve büyüklerin karşısına üç oyuncu çıktı. Ama üstlerinde ne kostümleri vardı ne de makyajları.
Oyunculardan biri alandaki izleyicilere yedi yüz küsur yıl önce yaşamış bir halk bilgesinin yaşam serüvenini anlatmaya başladı. Bir yandan da giyiniyordu. Öykünün sonuna geldiğinde oyuncu sakalını takınca çocuklar karşılarında bir Nasreddin Hoca bulma heyecanıyla alkışlamaya başladılar.
Nasreddin Hoca ve eşeği karakaçan neşeyle şarkılarını söylerken çocukların önüne de zorlu bir soru atıverdiler: “Yükü kim taşımalı?” Yoksa yaşam yükler paylaşılınca mı daha anlamlı ve güzel oluyor?
Çocuklar oyun bitimi Nasreddin Hoca ve eşeği Karakaçan’dan ayrılmak istemeyince öğle yemeğinde hem birlikte makarnalarını yiyip hem de sohbetlerini sürdürdüler.
Çamlık alanında bu sohbet sürerken kahveler meydanında Halkın Mühendis Mimarları, Kazova İşçileri; kendilerini dinlemeye gelenlerle, kapitalizme karşı yaşam içinde halkçı çözümler üzerine koyu bir sohbete dalmışlardı.
İkinci günün akşamında Çamlık alanında tiyatrolar ve müzikçiler bir araya geldiler. Grup Biz müzik topluluğundan iki kadın sanatçının şarkılarıyla başladı etkinlik. Ardından Grup Yorum İzmir Halk Korosu sahne alarak Yorum ezgileri ve Ege türküleri ile izleyicileri coşturdu. Müzik etkinliğinin son ekibi Mezopotamya ezgileriyle sahne alan Zakir müzik topluluğu oldu.
Ardından tiyatro ekiplerinin gösterileri başladı. İdil Halk Tiyatrosu’nun “Adalet” adlı gösterisi ipliği pazara düşmüş bir adaletin değişik yüzlerini izleyiciyle paylaşıyordu. Ortadirek Tiyatro ise Murathan Mungan’ın derlediği “Bir Garip Orhan Veli” oyunundan bir bölüm sundu. Festivale İstanbul Gazi Mahallesi’nden katılan ‘İdil Halk Tiyatrosu – Gazi’ topluluğundan gençler ise orada buluştukları Samsun Sanat Tiyatrosu yönetmeni Yaşar Gündem’le ortak bir atölye gerçekleştirerek oluşturdukları maden kazalarını konu alan kısa gösterilerini izleyiciyle paylaştılar. Günün son gösterisini Söke Biz Tiyatro yaptı. Tek kişilik “Ben ve Cago” oyunu yaşanan kadın dramlarından kesitler sunuyordu.
İkinci günün müzik etkinlerinde Bademli’den Grup Biz ve Grup Yorum vardı. Akşam havanın kararmasıyla birlikte binlerce izleyici festival alanını doldurmaya başladı.
Kesilen zeytin ağaçlarının yaşadığı acımasız dünyadan masallarla başladı etkinlik. Emekçilerin her gün çevirdiği çarkları anlatan Enver Gökçe’nin dizeleriyle bir başka dünyaya doğru yol aldı izleyiciler.
Bademli’den Grup Biz, önce izleyicinin yüreğini dağlayan ardından da onu coşturan ezgiler seslenirdi peşpeşe. Topluluktaki kadın sesleri Ege’de önemli seslerin yetiştiğinin muştucusuydu adeta.
Sanat ve mücadele yaşamının otuzuncu yılında yeni destanlar yazarak ilerleyen Grup Yorum sahneye Hasan Hüseyin’in dizeleriyle davet edildi.
Ege izleyicisi İzmir’in Gündoğdu Meydanı coşkusunu yaşamıştı kısa bir süre önce Grup Yorum’la. Bu kez bir köy meydanında birlikteydi. Egeli izleyici heyecan ve coşkusundan hiçbir şey yitirmeden selamladı topluluğu.
Bir köy meydanında çalıyordu Grup Yorum ancak ezgiler meydanla sınırlı kalmadı. Önce Bademli’yi saran ezgiler giderek Ege’nin üzerinden uçarak Yunan zindanlarında direnen devrimcilere kadar ulaşmayı başardı.
Bademli Halk Festivali sahne gösterilerinin yanı sıra fotoğraf ve resim çalışmalarıyla da halkla yakın ilişki kurmayı başardı. Refiye Alageyik Yılmaz’ın resim çalışmaları Mehmet Özer ve Sedal Antay’ın fotoğrafları festivalin bir başka rengini oluşturdu. Buket Onat’ın Suruç’ta katledilen insanları anmak amacı ile yaptığı çalışma gelenler tarafından ilgiyle karşılandı.
Ressam Buket Onat’ın Bademli-Dikili kavşağında duvara çizdiği resim festivalde büyük ilgi odağı oldu. Köy halkından ve köye gelen gezginlerden onlarca kişi duvar resminin önünde fotoğraflar çektirdiler.
Halk Festivali’nin son günü hukuk konulu bir söyleşiyle başladı. “Adalet ve Haklarımız” konulu söyleşide Avukat Selçuk Kozağaçlı ve Yargıç Orhan Gazi Ertekin adalet mekanizmasının işlemeyen yönlerinden örnekler anlattılar. Avukat Kozağaçlı’nın hukuk alanında hak arama ile sokaktaki kavganın içiçeliği üzerine verdiği örnekler köy halkının coşkulu alkışlarıyla karşılandı. Söyleşide söz alan Soma madencilerinin yakınlarının kaza sonrası yaşadıkları hukuksal cinayetler ise tüm izleyenleri acıya boğdu.
Çamlık alanındaki müzik ve tiyatro etkinliklerinde İzmir Müzisyenler Derneği Kadın Korosu ve festivale Aydın’dan gelerek katılan AYKARYAY tiyatro topluluğu vardı.
Önce ‘İzmir Müzisyenler Derneği Kadın Korosu’ topluluğu kadınlara çektirilen acıların ezgileriyle geldiler sahneye. Kadın cinayetleri ve kadının gördüğü şiddeti anlatan şarkılarını Bademli halkı ilgiyle izledi.
AYKARYAY’ın “Maestro” adlı gösterisi ise Soma ve Ermenek maden cinayetlerini konu alıyordu. Aydınlı genç oyuncular ve yönetmenleri Hüsnü Ertung’un değişik bir sahneleme ile sundukları oyunları izleyiciden de coşkulu alkışlar aldı.
Çamlık’taki son gösteriyi Ortadirek Tiyatro yönetmeni Osman Genç yaptı. Ülkede yaşanan acıları traji-komik bir biçimde sergileyen Genç, kararan havaya rağmen ilgiyle izlenen bir gösteri sundu.
Akşam konserlerinde Barış Güney ve Ogün Sanlısoy konserleriyle festival perdesini kapadı.
Sanat alanında verdiği mücadele ile tanınan Barış Güney sahnede de türküleriyle izleyicinin gönlünü fethetmeyi başardı. Ege’li gençler Ogün Sanlısoy’un şarkılarıyla dans ederek ayrıldılar festival alanından.
2. Bademli Halk Festivali köy halkı ve Sanat Meclisi’nin yoğun işbirliği ile gerçekleşen ilginç bir etkinlik oldu. Öncelikle festival çok yönlü programıyla köydeki tüm çevrelere hitap etmeyi başardı.
Festivalin bir başka başarısı da köyün milliyetçi muhtarının engellemelerine karşı köy halkının ve Sanat Meclisi’nin karşı çıkışıyla etkinliklerin gerçekleşmesi oldu. Hem de maddi anlamda pek çok sorunla boğuşmak zorunda kalınmasına rağmen el emeği ile kolektivizmle çözüm üretilen bir festival oldu.
Ertesi hafta köyde Halk Festivali’ne karşı etkinlik düzenlemek isteyen köy muhtarı gerekli önlemleri almada başarısız kalarak bir kişinin ölümüne neden olunca düzenlediği 2. Bademli Koruk Suyu ve Zeytin Festivali ikinci günü iptal edilmek zorunda kaldı.
2. Bademli Koruk Suyu ve Zeytin Festivali, özünde Bademli’yi yağmalamak isteyen çevrelerin destek verdiği bir etkinlikti. Halk Festivali ise halkın kendi gücüne güvenerek Sanat Meclisi ile kolkola girdiği bir festival oldu. Halk Festivali gerek programı gerek gerçekleşme biçimiyle önümüze yeni bir örnek koydu. Halkla bütünleşerek festival yapmak isteyenlerin önünde bu model önemli bir örnek olarak şimdiden yerini almıştır.

İlgili Yazılar