Kuzey-Bakur filmini çok sıradan bir gerekçeyle yasakladılar. Gerekçe o kadar sıradandı ki (gösterimle ilgisi olmayan ticari bir belge eksikliği) gerekçeyi açıklarken “böyle bir gerekçeyle film yasaklanır mı?” gibi soruları bile dikkate almadılar. Yaşadığımız faşizm gerçeğidir…

Sinemacılar belki ilk kez daha kalabalık bir şekilde birlik oldular ve daha yüksek sesle “yeter” dediler… Ama kabul etmek gerekir ki, bu ses faşizmin hörlemesinin yanında hala duyulur duyulmaz düzeyde. Heykellere tükürmüşlerdi, çok daha azdı ses… Fatih Akın’ın The Cut filmi, Ermeni’nin acısını anlatıyor diye gösterecek salon bulamadığında da ses çok cılızdı. Devlet, tiyatroyu kuşatıp teslim almakta epeyce yol alırken de… Hangi birini söylesek faşist baskıların, sadece kültür sanat alanında uygulamala kitaplar doldurur… Sanatçılar öfkeli. Sanatçılar tepkili, ama sanatçıların sesi çok cılız çıkıyor… Diyelim yete- rince örgütlü değiller… Örgütlenin! Diyelim sorunlar parça parça, herkes kendininkiyle ilgileniyor…, Birleştirin! Diyelim bir yere kadar aynı düşünce paylaşılıyor ama bir yerden sonra… “Faşizme Karşı Omuz Omuza!”dan söz ediyoruz! Oysa neler neler yapılabileceğinin örnek değil… HES’lere karşı Apolas’ın çalışmasına katıldı herkes, Grup Yorum’un da olduğu bir çok sanatçıyı biraraya getiren sadece çevre duyarılılığı değildi. Emperyalist sermaye ortaklı yandaş şirketlerin kasaları dolsun diye, halkın elinden çalınıp bir çöplüğ dönüştürülerek satılan vatandı. Karadeniz halkının reğiydi klipteki.. Ve F Tipi Film yapıldı 10 yönetmen, onlarca oyuncuyla birlikte… Neye, neden can feda, direndi bu halkın devrimci evlatları ve 122 kez ölerek neyi korudular, anlatmak için…

Ve Grup Yorum’un 25. yılında Stadyum Konseri ile başlayan bir büyük güzellik daha nakşedildi halktan, haklıdan yana sanatın, sanatçının tarihine.. Gelebilen 70 sanatçı, gelemeyen yüzlercesi paylaştı aynı duyguları… Grup Yorum, faşizmin zulmüne karşı Anadolu halklarının direniş tarihinin ve yarına dair umutlarının sesi idi ve bütün bedel ödeyenleri ve emek verenleri temsil ediyordu.

Bütün milliyetlerden, inançlardan, mesleklerden halklarımızın ortak haykırışının sloganı bu ülkede 70 yıldır değişmedi ve emperyalizm yok edilmedikçe değişmeyecek: Bağımsız Türkiye!!! 150 bin, 350 bin, 500 bin ve milyon oldu her Nisan’da bu haykırışa katılan. Emir verildi, yasalarını hiçe sayarak, çeviklerini, katil polislerini göndererek, geldiler ve bildirdiler ki bu konser kamunun venliğine zarar verebilir diye kanaat getirenlerce yasaklanmış. Eğer kamu denilen halk ise, beş yıldır yapılan bu konserlerde milyonu bulan insan bir- birinin ayağına dahi basmadan aynı coşkuyu omuz omuza yaşadı… Hayır. kamu dediğiniz bir avuç zorba ve onların adaletsiz düzeninin bekçilerini. Korktular… Yasak dediler gayrimeşru biçimde… Grup Yorum bu yasadışı ve gayrimeşru yasaklamayı tanımadıklarını bu konserin her yıl olduğu gibi daha büyük coşkuyla yapılacağını ilan etti.

Ve yapıldı konser, sokak sokak, meydan meydan, halaylarla, türkülerle direndi halk! Neredeydiniz? Nerede olmalıydınız? Haziran Ayaklanması’nda olanlar her yerden yine geldiler ve Haziran günlerindeki gibi direndiler. Halaylar kurdular, polis beş metreye gelene kadar bozmadılar halayı. Siz orada olmalıydınız. O milyonlar sizi yanlarında aradılar. Grup Yorumcular, korocuları, çocuk orkestrası, her mahalleden, ve hatta Anadolu’dan, Hatay’dan, Ankara’dan, Dersim’den, Bursa’dan… Yasaklandığını duyunca daha bir öfke ile otobüslere doluşup gelenler, sizi de seviyorlar… Aradılar gözleri, neredeydiniz? Dostlarınız, Grup Yorumcular birer ikişer her biri bir savaşçı sanatçıydılar ve Taksim’de, Bakırköy’ün her sokağı’nda Konser Direnişi’ndeydiler… Sizler de olmalıydınız.. Orada olmanın tarihsel büyüklüğü şu köhnemiş korkuları, statükoları, faşizmin parçalanması, yerine kendi umutlu ve yürekli inancınızla parçalayacak olan orada halkla birlikte direnmekti.

Dostça eleştirinin en ağır ve doğru yükünü siz kendinizeyükleyin. Yaşadığımız faşizm gerçeğidir.. Cesaret dostlar… Faşizmin ve emperyalizmin ideolojik olarak tükenmişliğine, tek dayanağı zulmünün kofluğuna inanın.

Halka dönün! Yeneriz! Mutlaka yeneceğiz!

Cesaret, Daha Fazla Cesaret… Kaybetmeyeceksiniz, Kazanacağız!!!