Bir TV kanalında aşina olduğumuz yarışma programlarından her hangi biri “Benim Kuaförüm. Yarışma olunca haliyle önemli olan tek şey kazanmaktır. Lakin kazanmaya giden yola baktığımızda kapitalist sistemin insanı nasıl çürüttüğü, yok saydığı namahrem hiçbir şey bırakmadan kişiliğini, onurunu, gelmişini, geçmişini ayaklar altında alıp kırmızı halıda öyle yürüttüğü görüyoruz. Estetiğe, güzel görünmeye, hoş gülümsemeye, bakımlı olmaya karşı olduğumuzdan değildir bu tür programları eleştirmemiz. Bu programların kobay olarak kullandıkları insanı dehşet derecesinde can çekiştirerekben bu muydum” noktası- na getirmeleridir.

Bu Tarz Benim, Benim Mutfağım, Patron Benim, Evleneceksen Gel, Benimle Evlenir misin?” vb. Benim Kuaförüm de bunlardan biri. Kadın tüketim kültürünün lokomotif kollarından belki de en önemli kollarından biridir. Kadının sadece cinsel obje olarak kalması da yeterli değildir. Her yıl kozmetik ürünlerinin pazar payının büyümesinin, yukarıda anlatmaya çalıştığımız TV prog- ramlarında kadına biçilen rolün etkisi olduğu muhakkak. Bu programlarda güzel görünmek yetmez en güzel olmak gerekir. Bu enler ki maalesef hiç bitmeden en yakınımızdaki eşimizi, kızımızı, arkadaşımızı da etkisi altına almaktadır. Tüm topluma yutturmaya çalıştıkları bu alçakça rezilliklere karşı bir karşı duruşu mutlaka göstermeliyiz. Böyle yaşamakta olanlar yok mudur? Mutlaka vardır. Gazetelerin magazin sayfalarında burjuvaların ve onlara özenenlerin boy boy resimlerini her gün görüyoruz. Pespaye kılıklı kadın ve erkeklerin giyim kuşam ve günlük yaşamda kullandıkları dil bizim kültürümüzde yoktur. Onlar bunun olağanmış gibi bizler tarafından görünmesini istiyorlar. Böylece halkın yüzde sekseninin yoksulluk ve açlık sınırında olduğu ülkemizde insanların hayatla bağlarını beklentiler üzerine kurmak istiyorlar. Yani istikrarlı bir şekilde sömürüye devam. Bir gün ben de zengin ve meşhur olucam. Sahi neydi suni denge…

Benim Kuaförüm… Best Of Yarışması Mekan olarak istanbul’da sosyetenin uğrak yeri olarak Nişantaşı seçilir. Yarışmacıların toplamı 5 kişidir. ilk dördü yarıştığı için son yarışmacı için kurban aramaya başlarlar. Programda kurban değildir onun adı model dir. Bulunan model sosyeteye de ait değildir. o sırada ordan geçmekte olan her hangi biridir. Seyirci böyle bilir. Çünkü yoldan geçen onlarca insana model olup olamayacakları sorulmuştur. Nurgül 24 yaşında açıktan lise son sınıfta okuyan özel sektörde çalışan biridir. Arkadaşının ısrarıyla da olsa model olmayı kabul eder.

Kuaför salonuna geçilir, kısaca tanışır model ve kuaförün kendisi. Kuaför “Ben show kuaförüm” der, “burada benim dediğim olur. Sen müşteri değilsin modelsin bu bil. Bana itiraz edemezsin. Sen şu an Nişantaşı’ndasın ve ben seninle ilgileniyorum kıymetini anla. Sen bana itiraz edemezsin. Ben istediğim kadar saçını keserim. İstediğim renge boyarım. Hatırlatıyorum sana yeniden, sen müşteri değilsin ki senin dediğin olsun yok öyle bir dünya. Ya ben sana anlatsam da anlayamazsın ki. Bak çok konuşuyorsun. En sevmediğim şeyi yapıyorsunuz. Sizin saçınızı şu an Ramazan Bey kesiyor! Nezaketi koruyalım benim tarzım bu. hanımefendi relax, relax. Modelsiniz, sizin değil benim mutluluğum önemli. Bu size yaptığım lüks saçlardandır. Yine çok konuşuyorsunuz. Nişantaşı’ndasınız hala farkında değilsiniz...

Tüm bunlar gerçekten olmuştur. Adam kameraların önünde modeline yapmadığı hakareti bırakmamıştır. Aşağılamış, onu bir hiç olduğuna ikna bile etmiştir. 

Bu bir show programıdır ve bu şekilde bitmez. Model tüm bu ezilmenin, aşağılanmanın ezikliğiyle başlar ağlamaya. Model bir trafik kazasında kardeşi ve babasını kaybettiğini anlatır. Kuaför yani Ramazan Bey elinden makasını hiç düşürmeden “Üzüldüm” der ve ekler: “Modelin anlattığı şey benim elektriğimi düşürmeme sebep oldu.” Neden anlatmıştır ki şimdi? Keşke hiç anlatmasaydı. Kendi kendine konuşur Ramazan Bey. “Ben hiç belli etmem ama herkesin son bir dayanma noktası var, can yani” der ve ekler: ”Ama ben profesyonelim.” Model az cesaret alır gözyaşlarından, kesilen saçlarına itiraz edecek olur. Yüksek sesle bağırır “Oynamayın diyorum size. Siz bir şey bekleyemezsiniz. Siz modelsiniz. Robot şeklinde duracaksınız. Kulağınızı kesicem şimdi. Bu benim yarışmam. Bu benim showum. Döverim şimdi sizi.” Atar makası “kesmiyorum” der. Bu son hakaretler program sunucusu ve diğer yarışmacıların yanında olmuştur… 10 yıldızı alan haftanın best of birincisi olacak. Kapı açılır kırmızı halının üstünde kafasının üstünde minareye benzer şeyi dengede tutarak taşımaya çalışan model görünür. “Kafamda biri var sanki” der. “Aslında doğruyu bulmak önemli. Sahneye oynuyorum dedim birinci oldum.” der kuaför Ramazan Bey. Model mırıldanır. “İnanılmaz dehşet içinde şu an can çekişiyorum. Ben o değilim. Saf halim yok şimdi.”

Sonuç…

Kapitalizm insanı insanlıktan çıkarır, maymuna çevirir. Anadolu kadınlarının saçı yeterince güzeldir. Belikleriyle, mavi bon- cuklarıyla, kurdelalarıyla, renkli renkli tokalarıyla… güzeldir. O kuaför bizim değildir, izlemeyelim. Ne mi yapalım? TV kültürü diye bir şey yoktur, oradan bize sadece yozluk bulaşır. Spor yapalım, kitap okuyalım… Hiçbir şey yapamıyorsak komşumuzla sohbet edelim. Ne dersiniz?

İlgili Yazılar