Aslında düşündükte keşke an ve an kaleme almış olsaydıkta öyle anlatsaydık size 30. yıl konserlerimizin çoşkusunu. O kadar güzel anlar yaşadık ki, bunların hepsini sizlerle paylaşabilseydik. Tabi yine paylaşacağız ama artık usumuzda ne kaldıysa onu dökeceğiz sayfalara. Unuttuğumuz, eksik bıraktığımız bir şey olursa şimdiden affola.

Haydi başlayalım mı bu güzel maceraya ?

1985’ten bu yana tam 30 yıl geçmiş, dile kolay. Onca zorluk, olanaksızlıklar, gözaltılar, kültür merkezimize baskınlar… Ama tüm bunlara inat 30 yıldır dimdik ayakta bir Grup Yorum, bu tarih hepimizin. İşte bu 30 yılın türküleri ile dolaştık İstanbul’u, İzmir’i, Ankara’yı, Adana’yı ve Dersim’i. Umudun, özgürlüğün, bağımısızlık tutkusunun rüzgarlarını o şehirden aldık bir başka şehire uçurduk. Gönül isterdi 81 ilin tamamını gezelim ama şimdilik mümkün olmadı , gelemediğimiz yerlere söz sizede geleceğiz, bu seferlik böyle olsun olmazmı.

Önce stadyumlarda kutlamak istedik 30. yılımızı. Türlü engeller çıkarttılar önümüze. Devletin buz gibi bürokrasisi karşımızda idi. Stadyumların bir kısmı birden tadilata girdi her ne hikmetse. Bir kısmı ise stadyumun kullanım hakkı elinde olan futbol kulübü tarafından verilmedi bize, korktular. Tüm kapılar yüzümüze kapandı yani. Yaman bir savaş bizi bekliyordu şimdi. Ya geri çekilip olmuyor vermiyorlar deyip susacaktık, yada söke söke alacaktık hakkımızı. Bir kez daha kanıtlanacaktı “hak verilmez anılır” sözü. Ki öylede oldu, söke söke aldık konser yapma hakkımızı sonunda.

Aslında 12 Nisan Bakırköy konserimizin yasaklanması ve sonrasında yaratılan direnişle önümüzdeki sürecin nasıl şekilleneceği aşağı yukarı belli olacaktı. Saraylar üstümüze tomaları sürecek, bizde direneceğiz. Onlar yasaklayacak, biz yasakları yerle bir edeceğiz. Ki öylede oldu.

12 Nisan sonrası stadyumların durumları netleşmeye başlamıştı. “ tadilata alacağız, uygun değiliz, olay çıkar, polis geldi, mit gitti” klasik pespaye cevaplarla stadyumların kapıları bizlere kapandı. Biz stadlardan özgürlük ve sosyalizmin propagandasını yapacaktık. Onlar ise bugüne kadar beşik gibi kullanmışlardı o stadları, halkı uyutmak için. Bunun için vermiyorlardı asıl olarak stadları. Stadyumlar sizinse – ki oralarıda alacağız devrimin kürsüsü yapacağız- alanlar meydanlar bizimdir dedik. İstanbul’un, İzmir’in, Adana’nın, Ankara’nın ve Dersim’in en büyük meydanlarına başvuru yaptık.

Bir yandan da İstanbul’da 3 büyük mahallede Gazi, Okmeydanı ve Kartal Meydan’ında konserler örgütledik. İlki 23 Mayıs’ta Gazi mahallesinde oldu. Gazi mahallesi büyük parkta onbinlerce dinleyicimizle biraraya gelerek Grup Yorum’a meydanların yasaklanamayacağını, halkla bağının koparılamayacağını ispatlamış olduk. Bir sonraki hafta 30 mayısta Kartal meydanında idik bu sefer. Tam seçim arifesi döneminde meydanlarda yalanın bini bin para iken Kartal meydanından sesleniyorduk onbinlerce dinleyicimize. Hemen ertesi gün ise bu sefer yaşadığımız mahallede idik, Okmeydanı’nda. Belki Sibel Yalçın parkı diğer konser yaptığımız yerlere göre küçüktü ama o güne kadar göreceği en büyük kalabalık toplanacaktı Sibel Yalçın parkına. Tıka basa dolu bir parkta, halkımızla iç içe, binlerle haykırdık bu sefer yasaklara inat 30. yılımızın çoşkusunu. 3 büyük mahalle konseri ve çoşkulu onbinler, işte Grup Yorumun yıkılamazlığının kanıtı bu olsa gerek.merged(1)_Sayfa_25

Mahalle konserleri bitmişti ama önümüzde daha çetin bir süreç vardı bizi bekliyen. Mahalle konserlerini düzenlerken bir yandan da 5 şehirde meydanlara başvurularımızı yapmıştık. Sıra ilk olarak Adana’da idi. Şimdi bir yandan hem Adana’da olmak gerekiyordu çalışmaları programlamak ve elde kostik kovası Adana sokaklarında gezmek için, bir yandan da sahne hazırlığı yapmak gerekiyordu. Adana’dan sonraki haftada İzmir’de olacağımız için ordada çalışmaların hızlanması gerekliydi. 3 parçaya bölünüyoruz Adana ve İzmir’de biraraya gelmek üzere. Adana’da gece gündüz büyük bir çalışma örneği gösterildi. Gecenin 4’üne kadar afişler yapıldı, gündüz bildiler dağıtıldı. Onlarca yorum gönüllüsü, Adana halk koromuz, Adana halk cephesi Adana’da sağır sultanın bile duyacağı bir çalışmaya imza attılar. Zorluklarda yaşandı tabi, bize söz verenler ve sözünü yerine getirmeyenler oldu. Ama ne olursa olsun biz devrimciydik en önce ve çözemeyeceğmiz hiç bir şey olamazdı da. Teker teker bütün sorunları çözdük. Adana böyle yoğunken İstanbul’da kalan yorumcularda bizim için önemli iki prova için hazırlık yapmaya başladılar. Yapacağımız konserlerde sahneye bizimle birlikte 45 kişilik bir senfoni orkestrasıda çıkacak ve onlarında şarkılarımıza hazırlanması gerekliydi. Bir düğün salonu tutuyoruz, ses sistemide tamam. 2 gün güzelce provamızı yapıyoruz. Sahnede eski yorumcularda olacak, onlardan biri olan Efkan Şeşen’de provamıza katılıyor. Artık Adana için her şey hazır.

Biz yorum ekibi konserden bir gün önce Adana’da olacak şekilde yola çıkıyoruz. Stantlarımız, ensturmanlarımız… tıka basa halde minibüsümüzle Adana yollarındayız. İlk konser olduğu içinde oldukça heyecanlıyız nasıl olacak diye. Her konserde bu duygu bizi yalnız bırakmıyor, taki konser başlayana kadar. Öğlene doğru Adana’dayız. Sahnemiz kuruluyor, akşam 19.00’da provamız var. o saate kadar dinlenmek üzere evlere dağılıyoruz. akşam ise tekrar alandayız. Adana geçtiğimiz senelere göre daha serin, ilk dikkatimizi çekenlerden biri bu oluyor. Akşam prova sırasında da serin bir hava var ama evlerin içi yine sıcak, ne olursa olsun yinde oarası Adana. Provada bitiyor ve yeniden yarın buluşmak üzere evlere dağılıyoruz.merged(1)_Sayfa_27

30. yıl konserlerimizin ilki için artık son dönemeçteyiz. Heyacan dorukta, nasıl olacak kaç kişi gelecek, dolacakmı diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Aslında düşünecek bir şey yok, ne ektiysek onu biçeceğiz, bu anlamda verdiğimiz emekte ortada. Gelecek halkımız eminiz. Konser saati yaklaştı doluyor yavaş yavaş alan. Artık üstümüzü giyiyoruz, her şey hazır. Kucaklaşma şarkımızın ezgileri ile sahnedeyiz işte. Büyük bir kalabalık karşımızda. Ardısıra geliyor şarkılarımız, merhaba diyoruz Adana’ya… sonra devam şarkılara. halaylara başlıyoruz, öbek öbek halaya duruyor Adana. Adana’nın en büyük meydanında onbinlerce yürek 30.yılımızın çoşkusunu büyütüyor. Bu arada bir ayrıntı dikkatimizi çekiyor, bir bakıyoruz Yılmaz Güney’de aramızda. Konserin yapıldığı alan istasyon meydanı, sahnemizin sağında Adana tren garı var. Yıllar önce Yılmaz Güney’in çektiği Umut filminin geçtiği mekanlar buralar. Yoksulluğu anlatır Yılmaz Güney bu filmde ve çok çarpıcı bir biçimde ele almıştır yoksulluğu. Aradan yılar geçsede ustamızın işlediği konular hala halkımızın ana gündemi, halkımz yine yoksul, aç, düşünceli Yılmaz usta. Yıllar geçsede değişmiyor bu acı gerçek. Ama değiştireceğiz, değişecek tabiki bu tablo, bunun için Adanadayız bizde. Yoksulları biraraya getirerek birleşmeleri, örgütlenmeleri için emek harcıyoruz. Yavaş yavaş konsewri sonuna geliyoruz. 30. yılımızın ilk konserini onbinlerce dinleyecimizle birlikte yasamanın bahtiyarlığında içindeyiz. Cemo hep bir ağızdan söyleniyor, sonra çav bella ve bitiyor işte bu emek dolu günler. gönül rahatlığı içindeyiz. belki çok yorulduk. ama değidi işte. içimiz huzur dolu, güle oynaya İstanbul’a doğru çıkıyoruz yola.
[00:03:31] barış onur deniz: Şimdiki rotamız İzmir. İzmir’de de günler öncesinden başladı hazırlıklar. Onlarca yorum günüllüsü ile birlikte İzmir’in tamamına ve çevre il, ilçlere yayılan büyük bir çalışma yapıldı. Tıpki Adanada’ki gibi geceli gündüzle kollektif bir emekle örgtülendi İzmir konserimiz.
İzmir’e de 1 gün önce varacağız. bunun için 2 otobüsle onca yükümüzle düşüyoruz yollara. Sbah saatlerinde izmir’ deyiz. ama ne olsun İzmir’de yağmur. Biz nereye gitsek yağmur oaraya geliyor. Eyvah diyoruz. Ama gel görki geçici bir yağmur bu, bir ara bayağa sağnak olsada yerini bir süre sonra sıcak havaya bırakıyor. İzmir bildiğimiz sıcak İzmir oluveriyor yine. Ekip kalabalık bu sefer. 40 kişilik senfoni orkestrası var . Adana’da da orkestra vardı ama bu kadar kalabalık değildi. Bizim korocualrımız vs. derken yaklaşık 70 kişiyiz. dinlenmek üzere dağılıyoruz.
Konser İzmir’in en büyük meydanında Gündoğdu meydanında gerçekleşecek. İzmir’de çok konser vermiştik ama bu ilk olacak, çok heyecanlıyız. Akşam prova için meydana geliyoruz. ses bir gün öncesinden hazor bizi bekliyoruz. Bu konserde konukalrımzıda oalcak. Yorumun eski solisterleinden Efkan Şeşen ve Özcan Şenver ve şair İbrahim Karaca’da bizimle sahneye çıkacaklar. Provaya başlıyoruz. Gece geç saatlere kaadr sürüyor. yolunda yorgunluğunu tama atamadığımız için iyice yoruluyoruz. Prova biter bitmez doğru dinlenmeye. Yarın bizi çok heyecanlı ve zorlu bir gün bekliyor.

Pırıl pırıl bir İzmir sabahına uyanıyoruz. Her şey yolunda, hava güzel, günlerce yorum gönüleri ile büyük bir emek verilerek çalışmalar yürütüldü. Emekelerimizin karşılğını alamay az kaldı diye düşünüyoruz. Ama nasıl olacak diye heyecanlanmaktanda kendimizi alamıyoruz.
Saat 16.00’a doğru alandayız hepimiz. Sıcak meydan. Hazırlıklar hale devam ediyor. ütüler yapılıyor, son eksiklikler tamamlanmaya çalışılıyor. heyecandan bir o yana bir yana gidip duruyoruz. 40 kişilik orkestranın yanında bir o kadarda koromuz var. İzmir halk koromuz siya beaz kıyafetleri ile hazırlar. Zamanda hızla ileriliyor… bir bakıyoruz
saat 19.00. 19.00 diye duyurmuştuk saati ama hava çok sıcak ve yeni yeni geliyor insalarımzı. anlıyoruzki 19.00 İzmir için hiç uygun bir saat değilmiş. Biraz daha bekliyoruz ama işte saat geldi. Kcaklaşma şarkımızn ezgileri Gündoğdu meydanında dolaşıyor. Sahnenin her iki yanından çıkrak selamlıyoruz yüzbinlere. Çok görkemli, çok heyecan verici bir an. Peşisıra geliyor şarkılarımız. Sıyrılıp Gelen, Uğurlama, Hazirand Ölmek Zor. İşte Buradayız diyoruz yasaklasanızda, englesenizde diyoruz. Ölümsüz diye sesleniyoruz Efkan Şeşen ile bize bu günleri yaşatan şehitlerimizi anıyoruz. Onlara canları ile ödedikeri haklarını ödmeek ne mümkün. tek bir kıstası var oda devrim olsa gerek, işte o zaman o hak ödenecek. Ve İzmir’de, Gündoğdu meydanında Devrim büyüyor şimdi, umutlarımız büyüyor. Feda diye seslenioruz Özcan Şenver’le.
Birara sahnemizin ışıklaır kesiliyor, biz çalıp söyleyebiliyoruz sesimiz meydana gidiyor. Ama bir tereddüt içinde karanlkıta kaldık bekleyelimmi diye soruyoruz. Cevap ‘ DEVAM’ oluyor ve yüzbinlerde dinleyecimiz teelfonalarının ışkları ile aydınaltıyorlar sahneyi. İşte halkın gücü bu kim yıkabilir bu gücü söyleyin lütfen. Işıl Işıl Gündoğdu meydanı, aydınlık yüzlü insanların güzelliği sahneimizi onurlandırıyor.
Şarkılar peşi sıra devam eidyor. Halaylar çekiyoruz şimdi, kürtçe, rusça şarkıalr, türküler söylüyoruz. Adalet diye sesleniyoruz Gündoğdu meydanından. Snki hiç bitmeyeck bir gece yıldızların üstünde. Ama bitiyor işte. Cemo’yu söyleyeceğiz ama bu seer halkımızdan bir rica ediyor sahne ışıkları söndüğünde sahnemizi aydınaltmak için yaptıklarını Cemo şarkısnd da yapmalarını istiyoruz. Cemoyu yüzbinnlerdem yıldızın arasında söylemek bir başka oluyormuş. Ve çavbellayla, çoşkuyla son veriyoruz konserimize.
Yorgun, yer yer sorunlu geçen günleri geride bırakıyoruz. Adana’da ki gibi başarmış olmanın verdiği mutlulukla yeniden düşüyoruz İstanbul yollarına. İstanbul’da bizi stresli , eylemli ve koşturmacalı günler bekliyor. Gerisi Ağustos ayına.