25 Ocak 2015 tarihli Hürriyet’in Pazar ekinin orta sayfasında, iki tam sayfada “Burası Bağcılar, Tehlike Semti” başlığı ile çıkan bir röportaj ve tanıtım yazısı vardı.

Yazının konusu, Bağcılar’da rap müzik yapan yoksul mahalle gençleri. Yaptıkları müziğe de “Bağcılar Rap” diyorlar.

Bir an için “gençlerimizin müzikle ilgilinmesi ne güzel!” diye geçiyor içimizden. Ama daha yazının başlığındaki “tehlike”kelimesi ve fotoğraflar dikkatimizi çekiyor. Aşağıdaki, onlara ait şarkı sözleri ise şüphelerimizi artırıyor:

“Burası Bağcılar Welcome to cehennem

Hadi semte gidek baba, piyasa yapak Bi iki duman alıp hapı patlatak

Sonra tufaya çıkıp kapı zorlayak

… Baskıcı, tufacısı, cepçisi, hırsızı Kuytu köşede var torbacısı

Deli dolu gençleri, farklıdır piyasası Bağcılar burası”

Bunlar gazetede çıkan şarkı sözlerinden. Haberin içine doğru ilerliyoruz: Bağcılar Rap Youtube’da. 6 milyon kez dinlenmiş! Eğer doğruysa, bu muazzam bir sayı. Haberi yapan muhabir: Ezilenlerin sesini duyurmak için yaptık- ları Bağcılar Rap ve yıldızlarıyla tanışın” diyor.

Rap deyince, Rapçi Ceza’dan başkasını aklımıza getiremeyecek kadar yabancıyız bu müziğe. Kulaktan dolma da olsa, ABD’de siyahlar, yani en çok ezilenler arasında ortaya çıktığını, Avrupa’da özellikle Paris yoksul gençleri arasında yayıldığını biliyoruz. Bir de, Almanya’daki gurbetçi gençlerimizden bir grubun “Vatanımızda almancı, burada yabancı” şarkısı ve İsmail YK aklımıza geliyor.

Bir arkadaşımız, tutuklanmadan önce, 2011-12’lerde Adana’da buna benzer rap müzik dinlediğini söyledi. O da “Kiremithane Rap”miş. Kiremithane de Meydan, Denizli, Şakirpaşa gibi büyük yoksul gecekondu mahallelerinden. Demek ki sadece Bağcılar’da, İstanbul’da değil birçok kentin yoksul mahallelerinde bu müzik var. Ve sadece Bağcılar Rap’i 6 milyon kişi izlemiş.

Habere dönersek; mekan tam olarak Bağcılar’ın Fatih Mahallesi. Heijan(- Kürtçede zehir), Cash(keş) Ömer, Hataylı Bela, Duygusal MC ve “Çatı Recor ds” dedikleri, tek göz odadan ibaret ses kayıt stüdyosunda onlara kayıt yapan Dinçer Öztürk (nam-ı diğer X Dinçer) var.

Heijan (Doğan Tarda) 21 yaşında ve Bitlisli. 10 yıl önce ailesiyle birlikte İstanbul’a göçmüş. Hamallık yapıyor. Cash Ömer 18 yaşında ve Heijan’ın kardeşi. Konfeksiyonda çalışıyor. Duygusal MC (İlhan Erden) 19 yaşında. Hataylı Bela (Mehmet Sürmeli) Hatay’dan 6 yıl önce İstanbul’a gelmiş, babası tır şoförü. Çatı Records’da gençlere kayıt yapan Dinçer Öztürk de bir hastanade özel venlik görevlisi. Toplamda 11 rapçiye prodüktörlük yapmış.

Yani hepsi bizden! Bizim gibi yoksul halkımızdan. Peki burda da bazı sözlerini yazdığımız müziklerini neden bu kadar kişi dinliyor? Buna cevabı da onların sözleriyle verelim:

“Bonzai bom bom

Kafam trilyon

Burda en popülerimiz hırsızdır

En zengini mi

O da torbacıdır

‘Baba okuyam ben’ aferin sana

Ot içerken paket oldu bak oğlun

…Burda gece hayatı farklı bir güzel

Diskosu barı yok, düğünde

gençler Keyfi yerinde neşesi peşinde

Halayın başında

kasılıyo dişler”

Bu sözler buram buram uyuşturucu kokuyor. Sözler sanki dumanlar içinden yükseliyor. Demek ki uyuşturucu gençlerin gündeminin tam ortasında. Sokakta, kahvede, köşe başı sohbetle- rinde var, hatta birçoğu bu pisliği “Bir defadan bir şey olmaz” deyip deniyor. Her geçen gün daha çok genç bu pisliğe batıyor. Haklarını yemeyelim. Bağcılar Rapçiler “İçmiyoruz ve karşıyız” demişler. Bu iyi ama zaten gazeteye çıkmışken“İçen de satan da benim” diyemez ki kimse. Tamam, yine de inanalım, eyvallah! Zaten gençlere kayıt yapan Dinçer Öztürk de bu konuyu şöyle izah ediyor: “Toptancıyı kes at temizle, o zaman biz ‘Bonzai’ diye şarkı yapıyor muyuz bak gör. Devlet sorun ne diye duymak istiyorsa bize gelsin. Hep kürsüden konuşmak olmaz, halkın içine karışsın. Sesimizi duymuyorlar. Rapimizin amacı sesi yükseltmek. Böyle bir devlette yaşıyorsan, diss* haktır da müstahaktır da.”

Yani “Biz olanı anlatıyoruz” demek istiyor. Ama elini vicdanına koysun ne olur, bu sözleri dinleyip de hangi insan uyuşturucuya heveslenmez! Karşıysanız müziğinizde de bunu ifade etmeniz gerekmez mi?

Evet, uyuşturucu denen ve çok yaygınlaşmış bir sorun var ülkemizde. Ve gerçekten de işten güçten düzenin zulmünden bıkan gençlerin, uyuşturucu pisliğine bulaşmak yerine, kendilerini ifade edebilecekleri bir alan bulmaları çok güzel. Çatı Records da böyle bir alan yaratıyorsa ne mutlu! Zaten Duygusal MC de daha önce bonzai kullandığını ama şimdi müzik işlerine tutunarak temizlendiğini söylüyor. Ama bir sorun var; bu şarkı sözleri adeta uyuşturucuya teşvik ediyor, özendiriyor. Polis bile “gençleri uyuşturucuya özendirmek”ten X Dinçer’i ifadeye çağırmış. X Dinçer bunu reddediyor: “Bizi torbacılar da sevmiyor. Ekmeğimizle oynuyorsun, diye bizi tehdit ediyorlar. Ama susmuyoruz. Gençliğe sahip çık, diyoruz. Suçlu konumuna düşüyoruz. Üstelik ifademi alan polis de Heijan dinliyordu” diyor.

Bu sözleri samimi bulmak isteriz. “Olanı” anlatmaya çalışmak da güzel. “Uyuşturucuya karşıyız” da diyorsunuz ve müziğinizi Youtube’da milyonlarca insan izlemiş.

Ama değişen ne?

“Olanı” yani uyuşturucuyu anlatıyorsunuz ama uyuşturucu artarak yayılmaya devam ediyor. 2014’te bonzai kullanımı

%38, genel uyuşturucu kullanımı %17 artmış. Bunlar felaket rakamlar. Demek ki müziğiniz bunu önlemiyor. Ne ziklerde, ne röportajda bir çözüm de bulamadık. Sizce çözüm yok mu?

Ama bizce çözüm var. Hem rap de buna yardım edebilir. Uyuşturucunun zararlarını anlatan, uyuşturucu kötü- dür diyen, onu düşman ilan eden ve bırakanların başarı hikayelerini anlatan müzikler yapamaz mıyız? Birlikte buna karşı savaşamaz mıyız? Mesela Hürriyet gibi bir gazetenin ekinde iki tam sayfa alanda en azından bir fotoğrafçık anlatamaz mıydık? Herkes yapabildiği kadarıyla katkı sunamaz mı?

Örneğin uyuşturucunun nedenlerine kafa yorarsak. Adı üstünde zaten; insanların beyinlerini uyuşturuyor. Böylece, aklımızı kullanmayalım, şünmeyelim, hayvandan farkımız kalmasın. En basitinden egemenlerin uyuşturucuyu yayma nedenleri ortada.

Hayat özellikle biz yoksullar için çekilmez halde. İş bulsan bile dertlerin bitmiyor. Üç kuruşa resmen ezim ezim eziliyoruz. Geçim koşulları evde huzur bırakmıyor. Bunlara düzen içinde çözüm bulamayınca doğal olarak kaçıyoruz. Kendimizi avutacak bir sığınak, bir meşgale arıyoruz. Ve her yerde bu maddenin adı dolaşıyor, alıyor bizi bir merak. Dertliyiz çünkü! Her şeyden uzakta bırakılmak niye? Bizim de mutlu olmak, eğlenmek hakkımız değil mi? Sosyal hayat, çevre edinmek bizim de hakkımız. Ama olmuyor. Devletin bun- lara çözüm bulmadığı herkesin malumu. Bu yüzden o kadar basit ki mesele; yoksulluk arttıkça uyuşturucu artıyor. Dertler arttıkça, ezilmişlik arttıkça ve buna sesimizi, itirazımızı yükseltme isteğimiz arttıkça uyuşturucu artıyor. Birileri saraylar yaparken ev kirası ödeyemememiz uyuşturucuyu artırıyor.

Oysa düzenli işimiz, okul, ekonomi, sağlık, eğitim, kültür, eğlence, güzel amaç ve idealleri, mutlu ailesi olan insan uyuşturucuya bulaşır mı? Ama bu düzen mutlu olmayı bize değil, bir avuç zengine reva görüyor. O nedenle yoksula uyuşturucu düşüyor.

Suçluyu ararsak, yalnızca uyuşturucu içen değil, buna neden olanlar ve bunu yayanlar asıl suçludur. Yalnızca uyuşturucu parası için hırsızlık yapanlar değil, gençleri buna zorlayanlar asıl suçludur. Ayrıca, “Bağcılar Rap”la kendini ifade eden o gençleri de uyuşturucudan bahsettikleri, hatta bilmeden bunu özendirdikleri için suçlayamayız. Nitekim aynı haberde Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Ayhan Kaya, “Rap kültürü göçmen kökenli işçi sınıfının çocuklarına, o gençlere önemli çıkış kapıları açıyor. Dışlanmışlıklarına çare buluyor… Bu müziğin patlamasını işçi sınıfının koşulları ve sosyolojik etkenleri dikkate alarak okumak gerek. Sorunları kentteki yaşamla, gündelik sorunlarla ilgili” diyor.

Düzen sömürdüğü halkın en dinamik, en isyankar kesimi olan gençliği uyuşturmak istiyor. Onların apolitik kalmasını istiyor. Rap müzik yapan gençlerin müziklerinde uyuşturucu bu yüzden çok yer kaplıyor. Bu da bizim sorunu çözmede başlama noktamız olabilir, çünkü bizde buna çözüm var. Böylece bu alanı, rap müziği daha güçlü bir silaha çevirebiliriz. Dertlerin anlatıldığı sözlere, çarelerin anlatıldığı sözleri ekleyebiliriz. Yılgınlık sözlerini umut ve mücadele, cesaret ve savaş sözleriyle değiştirebiliriz. Tıpkı onlar gibi günlük yaşamdan akılda kalıcı, basit ama çarpıcı sözlerle, gençliğin halkın dilin de ama yozlaşmadan arındırarak şarkı sözlerini yazabiliriz.

Bağcılar bizim için Üç Karanfil’in Bağcılar’ıdır. Grup Yorum’un “Bağcılar’da Üç Karanfil” şarkısıdır. O marştaki karanfillerdir. Ve tabii ki Karanfiller Kültür Merkezi’dir. Gençlerimize hem de kendi müzikleriyle orda yer açabiliriz. Grup Yorum’la buluşturabiliriz. Bağlamadan tiyatroya birçok farklı etkinliğe katabiliriz. Onların düşüncelerini alıp çeşitlendirebiliriz.

Müziğimizde uyuşturucu da geçecektir elbet. Ama Hasan Ferit’le, Tedavi Merkezi’mizle birlikte geçmeli. Hasan Ferit ve yoldaşlarının çetelere karşı mücadelesini anlatmalı rap müzikleri de. “Bağcılar Rap”çileri sorunu ortaya koyduysa,onlarla birlikte“Cephe Rap”de çözümü, umudu, kavgayı, güzel günlere inancı ortaya koymalı. Bunlar için koşmayı önüne koymalı.Koşmamızın önünde hiçbir engel yok-tur. Çünkü Burası Bağcılar, Karanfillerin,Umudun Semti!