23 Nisan Çocuk Bayramı! Berkinlerimiz Ekmek Aldı mı?

Yurtta Barış Dünyada Barış, Cumhurbaşkanının Yalanlarına Alış!

Çocuklara Kıydınız Efendiler… Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yeni yaptırdığı (Kaç)Aksaray’ında 23 Nisan dolayısıyla 35 ülkeden gelen çocukları ağırladı. Öyle hazırlanmıştı ki çocuk bayramına “Aksaray sanatçılarından” birine ısmarlama beste bile yaptırmıştı Cumhurbaşkanı:

Yurtta baş, dünyada baş Sen de buna uymaya çalış Çünkü çocuklar umut

Hepsi masmavi bulut

Gözyaşı dökmek istemiyoruz…

Sadece şarkıyla değil, yaptığı duygusal ve hazırlıklı konuşmasıyla da çocukları “onore” etti Erdoğan. Bir çocuğa söylenebilecek her sözü sarfetti. O konuşmada her şey vardı. Bir tek “doğru” hariç. Tersinden ifade etmek gerekirse yalana dair ne varsa hepsi ağzın- dan döküldü cumhurbaşkanının.

Çocukların gözlerinin içine baka baka ve kelimelerin üstüne basa basa konuştu: Çocuklara kıymayın efendiler…

Nazım Hikmet’in bundan 60 yıl önce yazdığı “Bulutlar adam öldürmesin” şiirinden bir bölümdü söylediği. İlk okuduğumuzda Hiroşima’yı aklımıza getiren bir şiir. Yıl 1945. Amerika ilk atom denemelerini gerçekleştiriyordu. Bu denemelerden biri de ilk anda 70 bin kişinin katledildiği Hiroşima’da yapılmıştı. Ve bulutlardan yağan ise “küçük çocuk” ismini verdikleri atom bombasıydı. O zamandan bu zamana çok bombalar yağdı bulutlardan, çok cana kıydı efendiler. Hiroşima’nın üzerinden 70 yıl geçti ama Hiroşimalar değişmedi ne dünyada ne de ülkemizde… Cumhurbaşkanı ise konuşuyordu: Çocuklara kıymayın efendiler…

Erdoğan’ın dünyaya hitap eden bu sesine karşılık gerçeğin tam orta yerinde duruyordu çocuklarımız.

Ağızlarından bal dökülen efendilerin kahpe kurşunlarıyla beyinleri sokaklara akıtılanlarımız. Berkinlerimiz…Nazım’ın dizeleriyle sesleniyorlardı. Nazım bizimdi, efendilerin değil çünkü:

…Koşuyor altı yaşında bir oğlan,

uçurtması geçiyor ağaçlardan…

Kara gözlü bir oğlan… Okmeydasokaklarından uçurtmasıyla geçiyordu… Koşuyor ha koşuyordu…

siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.

Çocuklara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin…

Ya Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol, İbrahim Aras! Mardin’den, Lice’den, Adana’dan… Ya Roboski’de üzerine bombalar yağdırılan 22 çocuk? Traktör kasalarına üst üste atılan küçük bedenleri…

“Çocukların gözlerinde korkuyu değil, ümidi görmek istiyoruz” diyen cumhurbaşkanının iktidarında oldu bunlar. Nazım’ın “efendiler” diye seslendiği adresti bunlar.

Türkiye’nin her yerinden tam 241 çocuk son 12 yıl içerisinde katledildi. İsimlerini yazsak ne bu yazıya sığar ne de acısı yüreklerimize… Öyle çok öldürüldü çocuklarımız… Onlar da çocuk değil miydi! Cumhurbaşkanı seslendi ya tüm dünyaya, üzerine basa basa konuştu hem de: Çocuklara kıymayın efendiler…

1 milyona yakın çocuk çok ağır koşullarda çalıştırılıyor ülkemizde. Haftada 40 saatten fazla, haftalık izin kullanamıyor, yemek bile yiyemiyorlar. Normal bir beden bile dayanamaz bu koşullara. Kim kıydı, kıyıyor onlara peki? Son 13 yılda ağır çalışma koşullarında kazası denilerek öldürülen 127 çocuğa kim kıydı?

Araştırmalara göre her 100 çocuktan 80’i şiddet görüyor. Hayal bile kuramıyor çocuklarımız. Erdoğan ise bol keseden atıyor yine: “…Çölün ortasında dahi masmavi denizi hayal etmekten asla geri durmayın. Taş yığın- larının arasında dahi rengarenk çiçekleri gözlerinizin önünden eksik etmeyin…” diye. Kim çaldı hayallerimizi peki?

Yine araştırmalara göre yılda 10 bin çocuk hapishanelere atılıyor. Birinci sebep hırsızlık. Daha sonraki sebepler arasında yağma ve gasp geliyor. Yani yine yoksulluk, yine açlık, ekonomik sebepler. Daha geçtiğimiz günlerde hem de 23 Nisan’ın arifesinde Urfa’da dilenci çocuklar belediye tarafından alınıp ailelere teslim edilme bahanesiyle parmaklıklar ardına kondu. Kırmızı ışıkta dilendikleri için parmaklıklar ardında saatlerce bekletilen çocuklar ağlayarak yoldan geçenlerden yardım istediler. İnsanlar su ve yiyecek verdi çocuklara. AKP Belediyesi ise gelen tepkilere kulak bile asmadı.

Neden dileniyor çocuklarımız, bir tane kafa yoran var buna, kim bu yoksulluğun sebebi? Çocuklarımıza kıyan onlar değil mi?

Eğitimsiz bırakılan çocuklar peki? Milyonlarca çocuk okula gidemiyor, derslik bile yok. 50-60 kişilik sınıflarda okumak zorunda bırakılıyorlar. Aslında çocuklarımızın okuması bile istenmiyor. 4+4+4 yasası değil mi ki çocuk işçi yaşını 13’e şüren. Çalışabilecekleri kadar okumayı reva gören kim peki?

Çocuklarımıza kıyanlar belli. “polise emri ben verdim” diyenler. Bütün bu çocuk katliamlarının, tutuklamalarının, eğitimsizliğin baş sorumluları: Efendilerdir.

Efendilere sesleniyoruz: Halkın ekmeğinden çalarak yapılan (Kaç)Aksaray’lardan öyle, şaşaalı sahnelerden duygusal duygusal halkın şiirlerini okumakla olmaz bu işler. Bu şekilde ne yalanlar doğruları kapatabilir ne de yalancılar unutulur. Ne katliamlar hafızalardan silinir ne de katliamcılar. Çocuklarımızın hesabı elbet sorulur. Büyümez ölü çocuklar ancak öfkemiz büyür.

İlgili Yazılar