Kalabalık bir grup olarak Okmeydanı’ndan yola çıkıyoruz. Elimizde davullar yüreğimizden taşan adalet özlemiyle…

Nerdeyse yolda çalacağız davulu. Oysa davullar çoktan çalındı. Savaş davulları… Çalındı ve biz de bu savaşın ortasındayız. İçimiz kıpır kıpır. Hasan Ferit’imiz bizi bekliyor. Onu yalnız bırakmayacağız. Adalet arıyoruz biz. Herkes duysun Adalet arıyoruz. Kaf dağının ardında değil adalet bizim ellerimizde… İşte çalsın davullar. O kocaman Adalet Sarayı yıkılmaz mı? Yıkılır. Ozanlar yalan söylemez çünkü. Dememişler mi “sana kutsal gelen bin yıllık çınar fiske vuruşuyla yıkılır bir gün.

Adalet saraylarda olmaz. Hiçbir sarayda adalet yoktur. Adalet nerededir peki? Adalet halkın ellerindedir. Yüzyıllardır sömürenler halkın kanıyla karmadılar o saraylarının harcını? Şimdi adaleti uygulama zamanıdır. Adalet halkındır. Halkın da bir adaleti vardır. Onlar değil mi yüzyıllardır çıplak bedenlerimizi darağaçlarında sergileyenler. Onlar değil mi beynimizi sokaklara akıtanlar. O kahpe o kör kurşunlarla etimizi delik deşik edenler… Şimdi karşımıza diktikleri saraylarda “adalet arayın” diyorlar. Biz biliriz o sarayların neden dikildiğini. Saraylarının içinde adalet yoktur. Türlü türlü Bizans entrikaları vardır. Bütün yasaları halka karşıdır. Gardiyanları polisleri ya- saları hepsi halka karşıdır. Onlar bir avuçtur halk derya deniz korkuları bundandır. Dememiş mi alimler derya dediğin uyur uyur uyanır… Hep yenildik.. onlar yendi biz ise bir kez yeneceğiz.

Engizisyonda köylülerin karşına dikilen devasa kiliseler neyse bugünün sarayları da odur. Ancak bugün ne dünyanın en zalim en köleci imparatorluğu Roma bile kalmamıştır ki kapitalizmde saray dikenler de kalmayacaktır. Onların da sonu aynıdır. Biz Spartaküs’üz çünkü. Biz Bedreddin’iz. Biz Börklüce’yiz. Biz Pir Sultanız, biz Dadal’ız… Biz İnce Memed’iz. Biz ayaklanmalar yaratan baldı çıplaklarız. Onlar o soylu giysilerinin o siyah gözlüklerinin ardına gizlerler korkularını. Biz ise Karayılan’ız. Korkuyu da yenmesini biliriz. Çünkü tarihin yasaları bizden yanadır. Çünkü tarih di- renenleri yazar. Bir tek korkağın adı bile tarihe yazılmamıştır. Onlar vatanı satan Vahdettin’in soyundandır biz tek kurşunumuzla işgalcilerin karşısına dikilen Hasan Tahsin’iz. Elimizdeki iki kibrit çöpüyle faşizme kafa tutan Tanya’larız, bugün Fırat’ız… Ne diyordu Tanya? “Biz ikiyüz milyonuz iki yüz milyonu asabilir misiniz?“ Çünkü biz türkü söyleyerek ölüme giden Muharrem’iz. Biz bugün Hasan Ferit’iz…

Kim durdurabilir bizi? Hangi korkak karşımıza geçip dikilebilir. Biliyoruz şimdi yılan koyaklarına gizlenmişler bizi bekliyorlar. Kurtlar dumanlı hava sever. Puslu sisli havalarda dikilirler karşımıza. Siyah camlı arabalarının ardından bakıyorlar bize. Şimdi sinmişler kovuklarında, elleri tetikte bizi bekliyorlar. Elleri mi? Titriyor! Titresin oligarşi ve uşakları biz geliyoruz. Dedik ya biz bugün Hasan Ferit’iz… Adımlarımız bu nedenle aceleci Çünkü geç kalmak istemiyoruz. Hasan Ferit de geç kalmadı o gün. Çünkü Hasan Ferit bugü- nün Che Guevara’sıdır. Nerede birinin yüzünde haksız bir tokat patlasa onu yüzünde hissedendir. Hasan Ferit Paris barikatlarına koşan komünarlardandır. Ateş taşımıştır o barikattan bu barikata. Armutlu’dan Gülsuyu’na. Çünkü biliyoruz ki biz varsak umut var biz varsak yarınlar var…

Kimse bizi durduramaz. Tarih bizden yana. Rüzgar bizden yana. Atlarının yelelerine yapışmış dört nala koşan Kübalılar gibiyiz. Birazdan dikileceğiz Batista’nın karşısına. Batista sarayında oturuyor. Gelişmeleri takip ediyor. Bugün önemli bir gün. Bugün döktüğü kanın hesabını sormaya geldik. Korkuyor Batista. Haydiçalın davulları…

Okmeydanı’ndan metrobüse biniyoruz. Heyecanlıyız kıpır kıpır içimiz. Kartal metrosuna varıyoruz. Elimizde Berkin’in boykot bildirilerini herkese veriyoruz. Halkımızı 11 Mart’ta boykota çağırıyoruz. Neden mi? Çünkü adalet istiyoruz. Neden mi? Çünkü bu ülke bizim. Bu ülkeyi hırsızlara soysuzlara bırakmayacağız. Neden mi? Çünkü Ha yerine koymayanlar açlıkla yoksullukla korkuyla terbiye edenlere halkın da bir adaleti olduğunu göstereceğiz.

Sonuna kadar savunuyoruz haklarımızı. Aileler mahkeme ara verdiğinde açıklama yapıyorlar. Çetelerin içerdeki tehditlerini anlatıyorlar. Öfkemiz büyüyor.

Okul önlerini yoksul mahalleleri uyuşturucu pazarına çevirenler halkın adaletinden korkuyorlar. Korkularını büyütmeye devam edeceğiz. Dedik ya halkın da adaleti var hem de Kaf Dağının ardında değil. Bir sapanın ucundadır adalet bazen bazen de bir namluda… Berkin’in elindeki taştır…

Mahkeme 5 gün sonraya erteleniyor. Çeteler hazırlıklı gelecek biliyoruz. Biz de kınımıza tarihin ışığını saklayacağız. Hesap soracağız. Düşman hain sinsi ve korkaktır. Pusudalar biliyoruz…

Ve beş gün sonra yapılan duruşma çıkışında Umut’u vuruyorlar iki kurşunla. Kurşunun biri kasığına biri diz kapağına saplanıyor…

Dedik ya kurtlar dumanlı havayı sever. Kalabalıkken yanımıza yaklaşamayanlar çıkışta pusu kuruyorlar. Umut’u hastaneye götürüyoruz. Polis elbiselerini çalmak istiyor delili bırakmamak için. Üstümüze ordularıyla geliyorlar. Biz hayalini kurduğumuz o yarınlarını bedelini ödüyoruz. Tarih bizden bahsedecek. Sizin ise yüzünüzde tükürülecek bir yer bile kalmayacak o gün…

Duyun sesimizi alçaklar sürüsü, hırsızlar, soysuzlar, bezirganlar… Bu ülke bizim. Çünkü biz halkız. Yeniden doğarız ölümlerde. Bir ölür bin doğarız bizi vurmak kurtuluş mu?

İlgili Yazılar