Diyarbakır Hapishanesi’nde 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra hapishanede yapılan işkencelerin anlatıldığı Disko 5 No’lu adlı oyunu Şermola Performans sahnesinde izledik. Oyun metni Diyarbakır 5 No’lu Hapishanesi ile ilgili yazılmış anı, araştırma, belgesel çalışması ve görüşmeler kaynak alınarak yazılmış kurmaca bir metin. “Disko” “disiplin koğuşu” nun kısaltması olarak verilmiş. Hem oyun metninin yazarı hem de tek kişilik performansıyla göz dolduran Mirza Metin’i izliyoruz sahnede. Bir örümcek, bir sinek, bir fare, bir köpek, bir gardiyan ve bir mahkûm tek vücutta dile geliyorlar. Türkçe üst yazıyla izlenen kürtçe bir oyun.

Oyunu izlemek için yerimizi alıyoruz. Beş dakika gecikmeli başlıyor oyun nedeni ise kapı kapandıktan sonra yeni izleyicilerin alınmaması. Içeriye girer girmez koca bir karanlıkla kucaklaşıyorsunuz. Sahnenin arka planında dev bir örümcek ağı var, zemin ıslak… Ve örümcek çıkıyor yuvasından yaklaşık bir saat sürecek bir hikayeyi anlatmak için bize. Örümcek, ardından sözü Diyarbakır Hapishanesi’nde bir işkenceciye bırakıyor ve işkence başlıyor. Tutsaklar konuşmuyorlar, çözülmüyorlar ancak uğradıkları tacize ve tecavüze karşı da direnmediklerini izliyoruz sahnede. Işık geçişleriyle Mirza Metin’in oynadığı karakter de değişiyor. Tuksaklara neler yapıldığını öfkelenerek izliyoruz. Tutsağa copla tecavüz edilirken, kendi dışkısı yedirilirken faşizmin işkencede hiçbir sınır tanımadığına bir kez daha tanık oluyoruz.

Bir taraftan tutsağın kafa karışıklığı yansıtılırken bir yandan da Seyid Rıza’nın “Ben sizin yalan ve hilelerinizle başedemedim bu bana dert oldu ama ben de sizin önünüzde eğilmedim bu da size dert olsun... sözünün harlatıldığı görüyoruz. “Yapılan tüm bu işkence neden?” sorusunu soruyor biz izleyenlere… Tiyatro biterken yine örümcekle karşılaşıyoruz. Evet faşizm o örümceğin bedeninde sinek avlamak peşinde. Ve bu esnada üst yazıda bazı bilgiler okuyoruz döneme ilişkin. 1981 ve 1984 yılları arasında hapishanelerde 34 kişinin hayatını kaybettiği, onlarca kişinin sakat kaldığı kimi tutsakların bu işkencelere kendilerini yakarak, kimilerinin kendilerini asarak karşı koyduğu yazıyor. İşkenceye karşı yapılan açlık grevlerinden bahsediyor.

12 Eylül faşizminin devrimci-yurtsever tutsaklara karşı yürüttüğü apolitikleştirme ve teslim alma politikaları, Metris, Diyarbakır ve Mamak Hapishaneleri eksen alınarak sürdürüldü o yıllarda. Buralarda elde edilen deneyimler ve sonuçlarla politikalar tüm hapishanelere taşındı. Mamak ve Diyarbakır hapishanelerinde tutarlı bir direniş çizgisi yaratılamaması sonucu cunta birer rehabilitasyon merkezi olarak tasarladığı bu yerlerden istediği sonuçları aldı. Yapılan tüm işkencelere rağmen teslim alınamadı Metris’deki özgür tutsaklar. Siyasi tutsaklık bir yaşam biçimiydi onlar için. Düşmanla uzlaşmama, rehavete düşmeme, bohem bir yaşam tarzını red- detme, büyük bir direniş ve bu direnişin getirdiği kazanımlar vardı Metris’te. Metris’i diğerlerinden ayıran fark buydu. Elbette oyun Diyarbakır Hapishanesi’nde yapılan işkenceyi anlatması açısından çok başarılı. Gerçekten de oradaymış gibi hissediyoruz yapılanları, oyunu izlerken. Ancak aynı dönemde Metris Hapishanesi’nde neler yaşandığını da unutmamalıyız ve orada nasıl bir gele- nek yaratıldığını anlatmalıyız. Çünkü yeni nesillerin bunu bilmeye ihtiyacı var.

Disko 5 No’lu / Destar Tiyatro Yazan: Mîrza Metîn

Yöneten: Berfîn Zenderlîoğlu Oynayan: Mîrza Metîn

Oyun Fotoğrafları: Nazım Serhat Fırat