12 Nisan’da yapılacak olan Grup Yorum 5. Bağımsız Türkiye Konseri’ni İstanbul Valiliği yasakladı. Grup Yorum olarak bu yasağı tanımadığımızı ilan ettik. Ankara’da AK Saray’ın kapısında, İstanbul Valiliği önünde protesto gösterileri yaptık, işkenceyle gözaltına alındık. 12 Nisan günü bu yasaklara rağmen on binlerce Yorum dinleyicisi Bakırköy’e aktı, çoluğuyla çocuğuyla on binlerce Yorum dinleyicisi Bakırköy’ün onlarca sokağını Yorum konser alanına çevirdi. Aynı saatlerde Taksim Anıtı önün de yine protesto gösterisi yaptık ve gözaltına alındık…

30 Yıllık tarihimizde defalarca bu baskılara maruz kaldık. Ve şimdi Yorum’a yönelik baskılarını yeniden tırmandırdı AKP iktidarı. AKP iktidarı boyunca yine defalarca gözaltına alındık, tutuklandık, kence gördük. Bugün esas olarak baskı, yasak, aldatma, halk avcılığı yani faşizm ile bütün halkımızın bütün kesimlerini korku ile susturmak istiyor.

Esas olarak AKP iktidarı halktan korktuğu için baskılarını arttırıyor, baskılarını arttırdıkça halkın direnişi de artacaktır. İktidarlar belli dönemlerde özellikle öne çıkan kurumlara yönelik saldırılarını odaklıyor. Toplumu harekete geçirecek en önemli dinamiğin ne olduğuyla ilgilidir bu saldırının nedeni. Ve Grup Yorum çok önemli bir mevziyi tutuyor. Milyonlarca insana, halkımıza gerçekleri açıklamak ve duygularını düşüncelerini eğitmek konusunda çok büyük bir güce ulaştı Grup Yorum. “Mücadelenin barometrelerinden biri: Bakırköy Grup Yorum Konserleri” diye geçiyordu bir yazıda. Grup Yorum’un son 5 yıllık tarihine bakarsak bu sözün anlamını, hayatla bağını daha iyi kavrayacağız. 2010 yılında 55 bin kişiyle yaptığımız İnönü Stadyumu Konseri’nde 55 bin kişilik bir halk korosu oluşturduk. Yüzlerce badireler atlatmış, evladını, kardeşini, yoldaşını kaybetmiş olanlar tek yürek olmuşlardı. Sevinç gözyaşları için de sahneye çıkmıştı Yorumcular…

Ve aynı yıl Taksim 1 Mayıs Meyda için halkımız göğüs göğüse bir kavga veriyordu. Yorum konseri 1 Mayıs’ta Taksim’i zaptedebiliriz diyordu. Sonraki yıl Nisan ayında ilk Bağımsız Türkiye Konseri yapıldı. 150 bin kişiyle yapıldı bu konser… Bir yanıyla 2011 1 Mayısı için bir provaydı. Yüzelli bin kişilik dev koro Devrim Şehitlerini anarken, 1 Mayıs için hazırlanıyordu. Kızılderede 10 kişinin yazdığı manifestoyu, 150 bin kişilik koro tekrar ediyordu “kazanacağız” diyordu. Devam etti Bakırköy Meydan konserleri, 2012’de 350 bin kişi katıldı… 2013’te 500 bin kişi… ve 2014’te Bir milyona ulaştı Bağımsız Türkiye konseri…

Bu yıllar içinde Grup Yorum defalarca gözaltına alınmış, tutuklanmış ve mücadelesini durmadan sürdürmüştü… Elbette, AKP faşizminin saldırılarının bu kadar pervasız olmasının bir nedeni de, sanat alanının örgütsüz oluşudur. Halkımızın her kesimini örgütsüzleştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ama halkın önünde olan sanat alanı ise örgütsüzlüğün başını çekiyor adeta. Bütün sanat dallarına sürekli saldırıda bulunmalarına rağmen bir örgütlülük oluşturulamadı. Bu örgütsüzlüğe karşı, iktidar sürekli kendini örgütlemeye devam ediyor.

Grup Yorum konserleriyle, politik mücadelenin, gerçeklerin ve şüncelerimizin halkla birleşmesini engellemek istiyorlar. Milyonlara ulaşmamızı istemiyorlar. Çünkü onların esas gücü, halkın örgütsüz olmasıdır. Değilse kof bir güçleri vardır, bu nedenle yüzlerce koruma ordusuyla gezmek zorunda kalıyorlar. Bu nedenle halkın her kesimi üzerinde büyük bir baskı kuruyorlar. Ne mahkemeler, ne bakanlıklar, ne meclis… hiçbir şeye tam olarak güvenemiyorlar. Bütün kararları Tayyip Erdoğan veriyor.

Ruhi Su ustamız yıllar önce şöyle söylemiş: “Akşam öten kuştan kork, sabah solunda uyanmaktan kork, fukaradan kork, dostluktan, türkülerden kork. Bir düzen türkülerden korkmaya başladı mı, artık o düzeni kimse ayata tutamaz. Nesimi’nin derisi yüzülmüş, Pir Sultan Abdal asılmış, fakat bütün asmalara kesmelere rağmen, ne düzen kalmış, ne de o debdebeli sultanlardan bir kimse….”

Ve yine Amerika’yı tarihinin en yük yenilgilerinden birine uğratan Ho Chi Minh’in sözü geliyor aklımıza. “Hiçbir ordunun zaptedemeyeceği kaleler”den bahsetmiştir. Bunlar halkın kalbi ve beynidir. Grup Yorum halkın kalbindedir ve beynindedir. Hiçbir saldırı bizi durduramayacak, yok edemeyecek. Tersine o yıkılmaz kaleleri birleştirmeye devam edeceğiz. AKP iktidarı ne yaparsa yapsın ayakta kalamayacak. Tarih böyle söylüyor, AKP’nin bu kadar sıkışmış halde her tarafa saldırması da, kendi sonlarını şimdiden gördüklerini ıspatlıyor. AKP iktidarı da türkülerden korkmaya başlamıştır, Grup Yorum lafını duyar duymaz elektirk çarpmış gibi oluyorlar… Korksunlar, ama korkunun ecele faydası yoktur. Pir Sultan’ı asanları kimse hatırlamaz, hatırlayan da lanetleyerek adını söyler.

Osmanlı İmparatorluğu yüzlerce yıl hüküm sürdü, saraylarında müzisyenler vardı, şairler vardı… Bugün hatırlayanınız var mıdır onları… Ama Karacaoğlanı unutmayız, sevgiyle, emekle örülmüş sevadalarımızı öğreniriz, türküleriyle nesilden nesile aktarmaya devam ederiz. Dadaloğluyla coşmaya devam ederiz, “ferman padişahın dağlar bizimdir” deriz ve bugünün Dadalları “dağlara gel” diyerek halay çekerler, alınlarında yıldızlı bereleriyle, ellerinde mavzerleriyle dersim dağlarında türkü söylerler. Bolu beyi’nin köşkünü basan Köroğlu bugün sarayları başlarına yıkar. Yaşar Kemal’in İnce Memedi, köyün zalim ağasını evinde cezalandırır, İnce Memedler savaşmaya devam eder Kızıldere’nin yıldönümünde….

Ve Grup Yorum türkü söylemeye devam eder… Pir Sultanların, Karacaoğlanların, Dadalların, Ruhi Suların geleneği yaşamaya devam eder Grup Yorumla… Halkımız içimiz rahat olsun, meydanlar ve stadyumlar bizimdir, biz türkülerimizi her daim söyleyeceğiz, bu türküleri söyleyen milyonları, on milyonlar yapacağız… AKP korksun..