1)“Şu Anda Gelecek Nedir?”

Bu soruyu burjuvazi soruyor. Ve el- bette, işine yarayan cevaplar isti- yor. “Proje” adı altında kiraladığı ce- vaplara da ikna olmamızı dayatıyor. Ki günü kurtarabilsin.

Baştan söyleyelim sonda söyleye- ceğimizi: Burjuvazinin geleceği bizim geleceksizliğimizdir. Ve fakat tarihsel olarak bunun tersi doğrudur. Gelecek bizimdir ve halkın geleceğinde halk düşmanlarına yer yoktur.

Burjuvazi, tarihsel gerçekliğin bu açıklığını bulandırabilmek için her şeyi yapıyor. Aşağıda bahsedeceği- miz “Bienal” organizasyonu da bu kapsamdadır. Elbette, inceltilmiş ve en “kibar” haliyle.

1 Kasım-14 Aralık 2014 tarihleri ara- sında gerçekleştirilen 2. İstanbul Ta- sarım Bienali, bu yıl “Gelecek Artık Es- kisi Gibi Değil” başlığıyla düzenleni- yor. Bu organizasyon Koç Holding, Doğuş Holding, Bilgili Holding, Enka

Holding, Eczacıbaşı Holding sponsor- luğunda gerçekleştiriliyor.

İstanbul Tasarım Bienali direktörü De- niz Ova’nın yaptığı açıklamaya göre “Avustralya’dan Çin’e, Fransa’dan Ja- ponya’ya, Meksika’dan Türkiye’ye, Hol- landa’dan ABD’ye yirmiden fazla ülke- den 200’ün üzerinde tasarımcının, ta- sarımının her alanda 53 projesi” bu or- ganizasyonda yer alıyormuş. Ve bu projeler, “Şu Anda Gelecek Nedir?” sorusuna cevap arıyorlarmış…

Demek öyle, ilginç gerçekten de… Burjuvazi soruyorsa bu soruyu, vardır bir çapanoğlu.

O halde, daha yakından bakalım şu projelere.

2) ÇEKİRGE YETİŞTİRME SANATI… Projelerden birisi şuymuş: “Mansour Ourasanah’ın protein üretiminin küre- sel sonuçları üzerine bir tartışma ya- ratmayı hedeflediği “LEPSIS: Çekirge Yetiştirme Sanatı” dünyadaki nüfus

artışı ve kronik açlığa çare olarak insan tüketimi için evlerde çekirge yetiştirmeyi önerdiği projesi…”(24 Ekim 2014- Yurt Gazetesi)

Konuyla ilgili bir başka habere daha bakalım: “… Dünyadaki nüfus artışı ve kronik açlığa çare olarak insan tüke- timi için evlerde çekirge yetiştirme- yi öneren LEPSIS, ev mutfaklarına yönelik bir böcek beslenme ünitesi. Bu ünite çekirge üretmek, yetiştirmek ve toplamak üzere kullanılıyor. Çekir- geler oldukça hızlı büyüyor ve aynı miktarda protein üretmek için gele- neksel et besiciliği hayvanlarından çok daha az kaynak tüketiyorlar LEP- SIS, çekirge tüketmenin yanı sıra mutfakta üretim yapmaya ve çekirge- lerin büyüme sürecini yakından izle- meye olanak sağlıyor.” (25 Ekim 2014- Birgün Gazetesi)

Konu anlaşılmıştır.

Burjuvazi, bize “mademki açsınız, yoksulsunuz o halde boş durmayın

evinizde çekirge yetiştirip yemeyi akıl edin” diyor. Daha doğrusu “siz ayaktakımı olarak bunu akıl edecek bir zihin açıklığına sahip değilsiniz ama ben sizin yerinize bunu projelen- dirdim, buyrun böcek yemeye…” de- meye getiriyor.

Aklınızla bin yaşayın demiyoruz ha- liyle bu halk düşmanlarına, zira bur- juvazinin aklını başından alıp “ayak- takımı”nın tarihsel ayaklarına paspas edeceğiz.

Demek, evimizde çekirge yetiştirece- ğiz ve bunları afiyetle yemeliyiz öyle mi?

Bize çekirgenin arka bacağı, size kuzu pirzola…

Oh ne ala…

Kahrımızın cümleleri küfre dönüşme- den bu bölüme nokta koyalım, değil mi.

3) TÜY DİKMEK

Burjuvazinin “yoksullar böcek yesin” projesi, ilk defa gündeme gelmiyor. Daha önce de bunu ifade ettiler. Hat- ta yaptırdıkları araştırmaya göre 700 böcek türünün yiyilebilir olduğunu açıklamışlardı. Şimdi bunu bu tür et- kinliklerle meşrulaştırmaya çalışıyorlar.

Açlara, yoksullara, halklara önerileri bu: Et bulamayan böcek yesin.

Yoksul halka hesap vermeden önce kraliçe Mari Antuanet’in “Ekmek yok- sa pasta yesinler” dediği bilinir. Krali- çenin bu yaklaşımı, halka ne kadar yabancılaştığını gösterir. Burjuvazi- nin “Et bulamayan böcek yesin” proje- si ise dik alasıdır.

Buna tüy dikmek denir.

Burjuvazi, sebep olduğu kanlı ve kirli açlık gerçeğinin üzerine tüy dikiyor böylece.

Diyorlar ki; açlığın çözümü yoktur, siz iyisi mi böcek yemeye alışın. Bize ma- liyet çıkartmayın. Evinizde böcek yetiştirin…

İnceltilmiş bir şekilde, “kibarca” söy- lüyorlar bunu. Ambalaja bakar mısı- nız: Tasarım Bienali… “Şu Anda Gele- cek Nedir?” …

Gelecekten önce gerçeğe bakalım. Çünkü geleceğin yolu, gerçeğin tam içinden geçer her zaman.

Bakın, Birleşmiş Milletler’in Genel Sekreteri Banki Moon Kasım 2009’da Roma’da yapılan bir toplantıda ne di- yordu:

“Dünyada gereğinden fazla yiyecek var. Ama yine de bir milyondan faz- la insan aç. Bu durum kabul edile- mezdir.”

BM Gıda ve Tarım Örgütü-FAO- Genel Sekreteri Jacques Diouf ise yaptığı açıklamada şöyle diyor: “Eğer dünya- da üretilen gıda insanlar arasında eşit olarak bölünseydi, kişi başına her gün 2760 kilokalori düşerdi.

Ve bir başka haber de şöyle: “Dünya- nın en zengin yüz milyarderi 2012’de 240 milyar dolarlık gelire ulaştı. Ve bu, dünya üzerindeki aşırı yoksullu- ğu 4 kez tarihe gömmek için yeter- di…” (21 Ocak 2013/ Cumhuriyet Ga- zetesi

İstatistik ve açıklamalar yeterlidir. Yaşadığımız gerçek şudur, bugünün dünyasında emperyalistler 1 milyar insanı aç, 4 milyar insanı yoksul bı- rakmıştır. Bu tablonun sorumlusu olduklarını, en iyi kendileri biliyor. Ve bu açların, yoksulların kendilerine yö- nelecek şiddetinden korkuyorlar.

Bu korkuyla bugüne sıkı sıkı sarılıyor- lar. İstiyorlar ki hep “bugün” yaşansın, zevkusefa düzenleri sürsün. Açlar mı? Onlar da böcek yesin…

GELECEĞİ ..

Burjuvazi esas olarak gelecekten korkar. Dünya halklarının komutan- larından Ernesto Che Guevara’nın ifadesiyle söylersek:

“Geleceği fethetmek devrimin stra- tejik öğesidir, bugünü durdurmak, değişmesini önlemekse, çağdaş dün- yada savunma konumunda bulu- nan gericiliğin karşı stratejisidir.”

İşte bu gericiliktir, yoksullara böcek yemeyi öneren. Ki o projeler, bienal- ler, tasarımlar, o ambalaj, o yaldız… Hepsi halklara böcek yemeyi öneren iğrençliğin, ikiyüzlülüğün, zorbalığın makyajıdır.

Halklar böcek yemeyecekler. Örgüt- lenecekler, direnecekler, savaşacak- lar ve kendilerini aç, yoksul bırakan emperyalistleri, onların işbirlikçileri- ni yenecekler.

Gelecek, halkların tarihsel eylemidir. Geleceği sadece halklar kurabilir. Ki yarını bugünden kurmak, halkların kavgada Mahirliğinin eseridir.

Soru neydi: Şu anda gelecek nedir? Şu anda, gelecek, hayat denilen kav- ganın gereğini yapmaktır. Zulme di- renmek, sömürüye karşı mücadele etmektir. Böcek yedirmeye kalkanlara karşı, halkın her şeyin en güzeline la- yık olduğu bir dünyanın kavgası için ileri adım atmaktır.

Gelecek, burjuvazi için “eskisi gibi” olmayacak. Çünkü halk düşmanı bur- juvazi, halkların geleceğinde olma- yacak. Şu anda verilen kavga, ödenen bedel bunun içindir.

Gelecek, bizimdir…

TARİHİN LOKOMOTİFİ…

Gelecek, kendiliğinden gelmeyecek. Geleceği hayatımıza taşıyacak olan tarihin lokomotifidir. Tarihin lokomo- tifi, Devrim’dir. Devrim, yarını bugün- den kura kura, direne savaşa gelece- ği fethetmektir.

Geleceği fethetmenin yolu, devrimci iradenin cüret ve emek taşlarıyla dö- şenir. Ki devrimci, işte bu yola çıkma- ya, bu yolda adım atmaya cüret edip bu yola emek vermenin sıra neferliği- ni yaşayandır.

Sıra neferi, geleceği yaratan mimar ve geleceği taşıyan hamaldır. Ki gelece- ğin önündeki engelleri, zorlukları yı- kıp yerle bir eden de O’dur. Her adım- da kendisini de yeniler ve böylece, ge- leceği kendi kişiliğinde, ilişkilerinde, eyleminde, hayatında… yaşamaya baş- lar.

Emperyalizm ve işbirlikçileri, tarihin lo- komotifini rayından çıkartmak için her şeyi yaptılar, yapıyorlar ve yapa- caklar. Çünkü o lokomotifin geleceğe ulaşmasından korkuyorlar. Çünkü o gelecekte kendilerine yer olmadığını gayet iyi biliyorlar.

Tarihin lokomotifini yolundan çıkar- tamazlar. Çünkü hayatın kanunudur bu: Toplumlar daima geleceğe ilerler.

İşte bu ilerleyiş için, tarihin lokomo- tifinin geleceğe yürüyebilmesi için o yola ray döşemek olmazsa olmazdır. Demir yolu işçisi olmak şarttır. Ki devrim yolunun işçiliğidir devrimci- lik. Ağır işçiliktir bu. Muazzam bir sa- bır ve emek, müthiş bir cüret gerek- tirir. O emek ve cüret, halkın cevahi- rinde vardır. Adı, devrimci iradedir.

Gelecek, devrimci iradenin eseridir. Halklara böcek yedirmeye kalkan- ların değil. Geleceğe bir adım, bir adım daha…

GELECEĞİN REHBERİ…

Geleceğin klavuzu, devrimci ideolo- jidir.

Böyle olduğu içindir ki, Mahir Çayan şöyle diyordu: “… Biz Marksizm’i en- telektüel gevezelik ve dünya devrim- ci hareketinin trafik polisliğini yap- mak için okuyup öğrenmiyoruz. Biz dünyayı değiştirmek için, dünyanın Türkiye’sinde devrim yapmak için Marksizm’i öğreniyoruz.”

Geleceğin yolunda önümüzde reh- ber, elimizde pusula, yüreğimizde inanç, omuzlarımızın üstünde bi- linçtir bizi geleceğin sahibi yapan ideolojimiz.

Ve Marks’tan Mahir’e devrimci ideo- loji der ki: Halk her şeyin en güzeli- ne layıktır… Vatana bağımsızlık, halk- lara özgürlük ve dünyaya enternas- yonalizm yaraşır…

Evet, gelecek bizimdir. Yaratmak için emek, kazanmak için cüret ile…