Halk oyunları üzerinde ayrıntıyla durmadan önce genel olarak “Halk Bilim” kavramı üzerinde durmak istiyoruz.

Halk bilim, bir ülke ya da belirli bir bölge halk kültürü ögelerini kendine özgü yöntemlerle derleyen, biçimlendiren, yorumlayan, sonuçta bir bileşime, bir senteze varmayı amaçlayan bir bilim dalıdır. Müziginden, oyunlarından geleneklerine, göreneklerine mimari tarzına, giysisine kadar asırlardır halkın yaşam gereksinmelerinden ve koşullarından ortaya çıkan, çeşitli iç ve dış etkenler nedeni ile halk yaşamından etkilenerek degişen bütün ögelerin incelenmesini kapsar. insanların yaşam biçimleri, günlük sorunları, kaygılan, sevinçleri, üretim ve tüketim çabaları onları arayışlar içine itmiş, bu arayışlar gelenek, görenek ve inançların dogmasına yol açmıştır. Genel anlamda halk bilim, özel anlamda da halk oyunları, halkın kendisini yansıttıgı etkili araçlardan biri olmuştur. Yaşam-sorunlarına çözüm arama çabaları, önceleri bireysel olarak ortaya konan oyunlara yansımış, ardından da grupsal sergilenişe geçmiştir.

Bir toplumsal kesimin halk oyunlarının belirli bir tarihsel dönemde, biçim ve içerik olarak köklü bir dönüşüme ugramaması, o toplumun ekonomik, toplumsal ilişkilerinin ve kültürel yapısının niteliksel dönüşümler geçirmedigi anlamına gelir. Böyle bir durumdan nesnel olarak söz etmemiz olası degildir. Yani halk oyunları, ilk çıktıktan otantik durumlarıyla korunamazlar. Bu noktada “otantiklik” kavramını açmak gerekir. Otantik, içten, dogalı bozulmamış, gerçege uygun, aslına uygun anlamına gelir. “Otantik oyun” ise, dogal olarak aslına uygun oyun, bozulmamış oyun demektir. Bu tanımlar çerçevesinde, günümüzde oyunların aslına uygunlugundan ve bozulmamışlıgından söz edemeyiz. Daha önce de belirttigimiz gibi, toplumsal ilişkiler ve ekonomik temelin dönüşümü ile halk oyunları da degişmektedir.

Halk oyunlarını sahneye koyarken, “Otantiklik” kavramını şu noktalardan ele almamız yeterli olacaktır.

  • Giysi ve renk olarak yöresel özellikleri yansıtması

  • Ses ve çalgı olarak yöresel özellikleri yansıtması

  • Oyunda tavır ve üslup olarak yöresel özellikleri yansıtması

  • Seviyeli, güçlü ve gerçekten sanatsal nitelik taşıyan bir biçimde sunulması.

Halk oyunlarında, kapalı yerel tüketim için yerel üretimin ekonomik ilişkilerde başat oldugu feodal toplumdan, pazar ekonomisi ve pazar için üretime dayalı kapitalist topluma geçişle birlikte, benzer bir degişim yaşanır. Halk oyunlarının bugün bir geçiş aşamasında oldugu söylenebilir. Toplumun, yaşadıgı nesnel süreçler ile halk oyunlarının evrimi arasında bir ilişki kurulmalı, gelinen nokta ve bu noktayı oluşturan dinamikler analiz edilmelidir.

Halk oyunları, binlerce yılın birikimine, toplumsal ve ekonomik yapıya baglı olarak degişimine ragmen, bugünün yaşamını anlatamaz. Halk oyunlarıyla, yaşanan koşulları ve toplumsal olayları anlatamamanın kısırlıgım yaşıyoruz. Bu kısırlıgı yaşarken, bir yandan da proletaryanın kendi kültürünü oluşturma yolundaki çabaları burjuvazi tarafından çarpıtılmak, saptırılmak istenmektedir. Halk bilim malzemesi genellikle, sınıflı toplumlarda, burjuvazi tarafından gerici bir biçimde kullanılmıştır. Bu nedenle halk oyunlarına daha genel anlamda halk geleneklerine korumacı yaklaşmak, burjuva kültürü tarafından yaratılmaya çalışılan bakışa da denk düşmektedir. Oysa halk bilim, egemen sınıfların ürünü olan baskıcı kültüre karşı koyma işlevine sahip olan ve proletarya tarafından üretilen bir kültürdür. Egemenlere ve güçlülere bir başkaldırıdır.

Halk bilim malzemesinin, kötüye kullanılmasını önleyecek tutarlı bir yönteme ve eleştirel bir temele gereksinimi vardır. Bu eleştirel temel halk geleneklerinin burjuvazi tarafından yönlendirildigi, şekliyle dikkate alarak degil, proletaryanın kültürünü anlamaya çalışan bir analiz üzerine kurulmalıdır. Bunu yaparken yöntemimiz, halk oyunlarının içinde kendisine uygun, onu geliştirecek yeni biçimler getirecek yolları aramaktır. Geçmişin en ileri birikimiyle organik bir bag kurarak, oyunlarımızı anlatıp, özümseyerek, bugünün içerikleriyle yüklü, bugüne özgü danssal biçimleri yaratmamız gerekir. Ancak, bugünün içerikleriyle yüklü danssal biçimleri, yalnızca geçmişin birikimini özümsemekle yaratamayız. Bu durumda temel alacagımız nokta, yaratacagımız yeni danssal biçimlerin bugünün toplumsal olaylarını en dogru ve gerçekçi biçimde anlatabilmesidir.