Öncelikle bize İdil Halk Tiyatrosu’ndan ve çalışmalarından kısaca söz eder misiniz?

İdil Halk Tiyatrosu, 2006 yılında oluştu. Ama o yılla tiyatroya başlanılmadı elbette İdil Kültür Merkezi bünyesinde. Geçmişi çok eskilere Ortaköy Kültür Merkezi’ne, Ortaköy Halk Sahnesi’ne dayanır. Sonrasında da Ayşe Gülen Halk Sahnesi’ne… İşte bizler İdil Halk Tiyatrosu (Ki önce İdil Tiyatro Atölyesi” idik, mütevazı adımlarla Halk Tiyatrosu olduk) olarak, onların geleneğini devam ettirmeye çalışıyoruz. Onların birikiminden yararlanıyor, onlardan öğreniyoruz. Bize her zaman onurla taşınması gereken bir miras bıraktılar Ayşe Gülenler, Ayçe İdiller, Ayşe Niller… Onların ayak izlerinden yürüdük bugüne kadar. Sayısız sokak oyunu oynadık mahkeme önlerinde, grev alanlarında, pazarlarda ve ülkenin dört bir yanında festivallerde, şenliklerde… Ürettik hayatın ta içinden; işçiden, emekçiden, öğrenciden, devrimciden yana oyunlar… Devrimci sanatın, sosyalist sanatın, halk için sanatın örneklerini sunduk elimizin ulaştığı yerlerde, dilimiz döndüğünce… Şimdi de bir ilki yaşıyoruz idil Halk Tiyatrosu olarak. İlk kez iki perdelik bir oyun oynayacağız. “BEDREDDİN’DEN BERKİN’E / Hakikat Savaşı Sürüyor” adlı bir oyun bu… Şeyh Bedreddin’i yeni nesillere tanıtmak, onun ortakça bir yaşam için neler yaptığını, zulme karşı mücadele ettiğini anlatacağız oyunumuzda.

Biraz Bedreddin oyunu üzerine sohbet edelim isterseniz? Oyunla İlgili çalışmalarınız nelerdir? Nasıl hazırlanıyorsunuz oyununuza? Nerelerden faydalanıyorsunuz?

Bir önceki soruya verdiğimiz cevapta da belirttiğimiz gibi, Şeyh Bedreddin’in o yıllarda verdiği mücadele, bugünümüze ışık tutan bir mücadele. Nihayetinde biz de onun düşlerini gerçeğe dönüştürmek için savaşıyoruz. Devrim için sosyalizm için sanat yapıyoruz. Mücadelemiz ortak yani Bedreddin ve yoldaşlarıyla… Nazım Hikmet, Bursa Hapishanesi’nde öğrenmiş Bedreddin’i. Onun için ne kaüar geç bir zaman değil mi? Ama Bedreddin’i en güzel en politik halde o resmetmiş dizelerle. Biz de dilimiz döndüğünce sahneden anlatmaya çalışacağız onu. Onun kavgasının sınıfsal olduğunu, basit bir iktidar savaşı olmadığını, çağını çok çok aşan bir hedef içerdiğini anlatmaya çalışacağız… Ne kadar başarabiliriz bilemiyoruz ama büyük bir şevkle çalışıyoruz, büyük bir heyecan duyuyoruz. Umarız verilen emek karşılıksız kalmaz. Oyunumuz iki perdelik olacak. Danslarla, oyunlarla, projeksiyondan yansıtılacak görüntülerle zenginleştirilmiş bir oyun olacak. Kostümleriyle de yansıtmaya çalışacağız o dönemi. Titiz bir çalışma içerisindeyiz bu konuda da… Kolektivizmin, yardımlaşmanın ve dayanışmanın güzel örnekleri de yaşanıyor oyunumuzda. Dostlarımız dekor ve kostümlerde yardımcı olacaklar. Müzisyen dostlarımız oyunun ana müziğini ve iki adet semahı besteleyecekler. İrili ufaklı birçok konuda birçok dostumuz bu oyunu güzelleştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar bizimle birlikte.

Bir dönem oyunu oynuyorsunuz. O dönemi yansıtmakta zorlanmıyor musunuz? Kostüm, dekor, dil…

Bizim sanatımızı da ihtiyaçlarımız ve olanaklarımız belirliyor diğer konularda olduğu gibi. Yani ihtiyacımız olanı, olanaklarımız çerçevesinde karşılıyoruz. Kendi gerçekliğimizle, kendi ilke ve kurallarımızla, hiç ikmseden, burjuvaziden, düzenden etkilenmeden hareket ediyoruz. Kostümlerde de böyle olacak. Dekorda da, dilde de abartıya kaçmadan sadeliğin gücüyle hareket edeceğiz oyunumuzda. Dilimiz o önemin dili olmayacak, günümüzün dilini kullanacağız, anlaşılır olmaya çalışacağız çünkü. Anlatmak istediğimiz şeyi herkesin anlayacağı şekilde sunmak sanatımızın da ana ilkesidir çünkü… Elbette estetiğe de önem vereceğiz, mümkün olanın en iyisini hayata geçirmeye de çalışacağız.

Bedrettin oyunu ile neyi hedefliyorsunuz? İzleyiciye neyi anlatmak istiyorsunuz?

Bedreddin oyunuyla en başta halkımıza Şeyh Bedreddin hareketini anlatmak istiyoruz demin dediğim gibi. Ama o hareketi bugüne Berkin üzerinden bağlama gibi bir hedefimiz de var. Çünkü sadece anlatmak yetmiyor Bedreddin’i, onu bugüne taşımak, Bedreddin’lerin bugün elde silah zulme karşı savaşmaya devam ettiğini de anlatmak gerekiyor. Bugüne kadar çok Bedreddin oyunu oynandı, birileri onu mücadeleden soyutlamaya çalıştı, içini boşalttı ama buna izin vermeyeceğiz. Bedreddin bizimdir, halkındır, onun mirasını devam ettirmek bugün zulme karşı savaşmaktır, o noktada da bugün buna kimin hakkı var herkes görüyor. Bedreddin bizimdir, bizim rehberimizidir, önderimizdir, değerimizdir.

İleriki dönemlerde nasıl çalışmalar hedefliyorsunuz? Neler yapacaksınız?

Yine tekrar etmek istiyoruz. İhtiyaçlarımız ve olanaklarımız sanatımızı belirleyecek. Biz Şeyh Bedreddin’i prova ederken, günümüzde yaşanan her olaya tepkimizi veriyoruz. Devam eden adalet kampanyasına küçük bir oyunla katıldık örneğin. Bunu sokaklarda, sahnelerde, festivallerde, yurdun birçok yöresinde sergiledik. Bundan sonra da böyle küçük oyunlarla gündeme müdahale etmeye devam edeceğiz. Çok uzun vadeli planlar yapmıyoruz çünkü ülke gündemi her an değişiyor, faşizmin katliamları yaşanıyor, açlık yoksulluk giderek büyüyor, böyle bir ülkede çok uzun vadeli sanat programı çıkarmak ancak sanat tüccarlarının işi bizce. Bizim sanatımız pazara çıkacak bir sanat değil, halk için üretiyoruz biz sanatımızı… Bize kendimizi anlatma fırsatı verdiğiniz için tüm Tavır emekçilerine sevgilerimizi sunuyor, yayın hayatınızda başarılar diliyoruz…