Merhaba,

Ege’nin efelik destanlarını bugüne aktaran, Çakırcalı Efe’yi bize anlatan, Çukurova’da zalime göğüs geren İnce Memed’i yaratan, Ağrı Dağı Efsanesi’y le halkların kültürünü tanıtan, Binboğalar Efsanesinden Osmanlı’nın baskısı altında Yörüklerin yok oluşuna yakılan ağıtı duyuran, Üç Anadolu Efsanesi ile Köroğlu’nun Bolu Beyi’ne savaşını, Karacaoğlan’ın Elif’e kavuşmasını ve sıla hasretiyle söylediği türkünün ezgileri ni, Alageyik Destanı’nı satırlara döken, halkımızın kültürünü, düşüncesini bize ulaştıran Ege’nin Homeros’u, Kürt halkının Evdela Zeynike’si, Çukurova’nın İnce Memed’i… Sana bir merhaba de mek bu kadar uzun, sorgulayıcı ve eği tici bizim için. Kusura bakma, “merhabamız” içinde anlatamadığımız daha nice değerli eserlerin, düşüncelerin ve Anadolu Halk Kahramanları eksik kaldı. Amma velakin senin eserlerini tanıt maya yetmez bu mektubumuz, biliriz. Senin ardından usta, İnce Memed’i düşünür, okur oldu herkes. Yaşar Kemal’in İnce Memed’i düşmez oldu dillerden, ellerden ve kitapçıların kimi tozlu kimi parlak raflarından. Bizim için de önemli bir sembol İnce Memed. Zalimin zul müne karşı elde silah direnişin sembolü.

İnce Memed deyince aklımıza sadece senin yarattığın karakter gelmiyor elbet. Çukurova’dan Ortadoğu’ya kan sıçratan Amerika’nın, İncirlik Üssü’ne karşı savaşan, halkın adaletini sağlamak için ovanın sıcak sokaklarında kavruk tenleriyle dolaşırken toprağa düşen nice kahramanlar, Bülentler, Besatlar da geliyor aklımıza. Bir konuşmanda anlatıyorsun ya “Yüzde yüz bağımsızlıktır sosyalizm. Kişi bağımsızlığı, ülke bağımsızlığı, politik bağım sızlık, ekonomik bağımsızlık, özellikle de kültürel bağımsızlık… Sosyalizmin başka bir anlamı yok benim için..” İşte bizim İnce Memed’lerimiz de bunun için adımladı ovanın bir hoş, turunç kokan sokaklarını. Abdi ağalar İncirlik Üssü’nün içine dolmuşken DevGenç’li İnce Memedler de elleri kolları bağlı oturamazdı. “Amerika Defol” demek, İnce Memed’in mavzerini kuşanıp ha vaya barut kokusu salmak düşerdi yal nız onların payına. Ve aynen de öyle yaptılar. Haykırdılar işgalcilerin suratına kalleşliklerini.

Türkiye’de yeni yeni filizlenen sosyalist düşünceye, sen de 1962’de TİP içerisinde katıldın. Sonra tıpkı Mahirler gibi TİP’in bürokratların eline geçmesi, emekçilerden kopmasından kaynaklı ayrıldın. Dileğin, halkın kendi iktidarı nı kurması ve yönetmesiydi. Bizde bu arzuyla çıktık yola. Ve Mahirler’den bu yana da burjuvazinin ahrında değil Kızıldere’nin çatısından çiziyoruz bu düşümüzün yolunu.

Sosyalist olman, kültürü burjuvazinin ayrıcalığı olmaktan çıkarıp, halka ulaştırmanda somutlandı. Yazılacak yazı sıkıntısı hiç çekmedin.. Çünkü halkın manevi ihtiyaçlarının sürekli artışı sana konu oldu. Ardından bize miras nice eserler emanet ettin. Sosyalist olmanın yüklediği sorumluluk, senin sadece halkın hayatını anlatmana değil, insan ların ruhlarını da etkilemene neden oldu. İnce Memed’lerinle nice kahra manlar yetiştirdin.

Sanat eserleri ve onları yaratanlar sınıf mücadelesinin dışında kalamazlar. Nasıl ki ezen ve ezilen, burjuvazi ve proletarya gibi iki sınıf varsa ve bunun arası yoksa, sanatçı da, yazar da bu iki sınıftan birine eserleriyle hizmet etmektedir. Sen kendi sınıfının çıkarları için yazdın usta! “Halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum.” diyerek, sanatın halk için olmasının arkasında güçlü şekilde durdun.

Bizce aydın olmanın ilk koşulu, halkın sorunlarına duyarlı olmaktır. Ve sen Ölüm oruçlarında “Bir insanın açlıktan ölümünü izlemek acıların en büyüğüdür. İnsanlığa yakışmaz’’diyerek herkesin kulaklarını kapadığı, gözlerini yumduğu ölümüne sürdürülen direnişe kendince ortak oldun. Bizim için bu sa hiplenişinle değerli, tutsaklarımızın ve şehitlerimizin saydığı, sevdiği bir aydın oldun. ’96 Ölüm Orucu şehitlerimizden birinin sözü vardı. Eğer ki talepleri yerine getirilir, kendi de güneşin sofrasına henüz erişmemiş olursa, sana Evdalê Zeynikê ağıtını okuyacaktı. Çünkü senin Evdalê Zeynikê’nin devamı olduğunu düşünüyordu. Evdale, iki gözü kör bir Kürt dengbejcilerindendir. Ve Kürt sözlü edebiyatında da önemli bir yere sahiptir. Senin bir gözünün kör olması ona bunu hatırlatmış. Biz de onun bu dileğini gerçekleştirmek için senin başucunda Evdalê Zeynikê’nin dengbejlerini söyleyeceğiz.

Usta, mektubumuzun sonuna gelirken; sen bize yazdıklarınla Anadolu halklarının güzelliklerini, sevdalarını ve kahramanlıklarını anlattın. Anadolu’nun hoş görülü dervişi oldun. Osmanlı ve soyu, Amerika ve işbirlikçileri halkları birbirine düşman etmek istedi. Sen, diyar diyar dolanıp yüzlerce yıldır beraber yaşayan halkların kardeşliklerini anlattın. Kültür mozaiği olan topraklarımızda, her yörenin kendine has özelliklerini, çeşitliliğini ve uyumluluğunu gösterdin. İnsanın insan tarafından sömürül mediği bir toplumun çağrıcısı oldun eserlerinde. Biz de senin eserlerindeki anlatılan kahramanların sıla hasretlerinden, temiz sevdalarından, savaş çıkavgacı yanlarından öğrenerek yolumuza devam ediyoruz. Ve her daim o anlattığın kahramanlıkları yaratmak ve yaşatmak için bu halkın onurlu damarı olmayı sürdüreceğiz.

Gözün arkada kalmasın usta, DevGençliler Hasan Selimlerle savaşıyor hala…