Haziran’ın ortası, günler hızlı ve hareketli. Her yer kızıl sanki her yer nefes alıyor. Sokaklar insan seli… Ölü toprak kalkmış üstümüzden. Hatırlıyorum, Berkin sen de hatırlarsın. Sen de bilirsin Haziran’ın kızıllığını, sıcaklığını, senin de emeğin senin de yüreğin var bunda.

Haziran’ın ortası Berkin, bir gün bir sabah bir haber geldi Okmeydanı’ndan, sen unutmazsın, biz de hiç unutmayacağız o günü Berkin. “Okmeydanı’nda biri polisin attığı gaz kapsülüyle kafasından vuruldu, yaralı şimdi Okmeydanı Hastanesine götürülüyor. haberini aldık ve koştuk hastaneye Berkin. Arkadaşların oradaydı… Hepsi, telaşlı bir o kadar da kinli. “Adı neymiş, kaç yaşındaymış, nasıl oldu? diye sorduk. “Berkin Elvan daha 14’ünde, daha çocuk dediler. 14’ünde Berkin bilemedim ismini önce hatırlayamadım. Arka- daşların; “Tek kaş Berkin yok mu abla? Hani saçları gözünün önüne gelen… ”dediler. Birden yüzün geldi gözümün önüne, birden hatırladım seni. Seninle tanıştığımızda Okmeydanı’nda Sibel Yalçın Parkı’nda adım Berkin demiştin arkadaşların bağırdı arkadan “tek kaş Berkin” diye, sen de dönüp kızmıştın onlara niye öyle diyorlar diye. Ben sorunca, yüzüme bakıp gülümsedin, anlını kapatan saçlarını bir tarafa alıp kaşlarını gösterdin. Kocaman gülüşünü, utangaçlığını hatırladım, seninle röportaj yapmak isterken usulca, çak- tırmadan kaçışını. 16 Haziran sabahıydı Berkin yüreğimize Haziran’ın kızıllığıyla düştün. 269 gün boyunca “Uyan Berkin” diye seslendik, yanı başında bekledik, sokağa çıktık, haykırdık… Ekmek ve adalet için bağırdık Berkin. 269 gün sen direndin biz de seninle direndik. Ama olmadı Berkin. 11 Mart sabahı geldi bu sefer haberin. 11 Mart… Sen unutmadın biz de unutmayacağız Berkin. Tam bir sene geçti üstünden, nasıl 269 gün soluduysak seninle yine soluyoruz hayatı birlikte. Üç milyon kişiyle uğurlamıştık seni, üç milyon yürek senin için çarpmıştı ve tüm Haziran şehitleri için. Seni abilerinin yanına uğurladık; Ali İsmail’in, Ethem’in, Abdullah’ın, Hasan Ferit’in… Onlar kucakladı seni, sen ekmek almaya giderken omuzlarında taşıdılar…

Şimdi bir sene geçti Berkin, Mart gelince heyecanlandık, telaşlandık; seni layıkıyla anmanın endişesi sardı içimizi ve hala yargılanmayan katillerinden hesap sorma bilinci. Her gün çıktık sokağa senin için, her yere adını yazdık, sokak sokak çalıştık… 11 Mart’ta senin duran, durdurulan, 14’ünde vurulup 15’nde komaya giren yüreğin için biz de hayatı durduralım istedik. Kolay mıydı 14’ünde bir çocuğu gaz kapsülüyle vurmak, “polise talimatı ben verdim” diye açıklamak… Kolay bunu hesapsız bırakmak! Bilirsin Berkin rakmayız hesapsız…

Başladık çalışmalara, çağrılar yapmaya; “Ekmeksiz Bırakılan Halk, Adaletsiz rakılan Berkin İçin Boykota. Berkin için adalet için hayatı durduralım çağrıları her sokakta, her caddede, her şehirde… Her yerdeydin Berkin. 7’sinde ailen yemek vermek istedi senin için, ardından anma ve mezar ziyareti yapmak istediler. 7 Mart’ta Okmeydanı yine senin için doldu, vurulduğun yerde andık seni ve sonra mezarına doğru yürümeye başladık. Fotoğraflarınla, kızıl bayraklarla, pankartlarımızla, sloganlarla yanına ulaştık. “Uyan Berkin” dedik Grup Yorum’la yine senin için. Bilyelerimizle geldik yanına, çiçeklerimizle, karanfillerimizle…

11’inde sabah erkenden başladık çalışmaya 7’sinde nasıl süslediysek mahallemizi; kızıl bayraklar, pankartlarla 11‘inde de sen karşıladın senin için ekmek için adalet için gelen herkesi. Her yerde sen vardın ve arkadaşların, yoldaşların…

Sanat Meclisi de bir program koymuştu, 11’inde senin vurulduğun yerdeydi onlar da. Günler öncesinden sordular; hala bilinen ama yargılanmayan katillerin için “Katilim Nerede” dediler. Senin için Mart’ta Berkin oldular; “Ben Berkin Elvan, katilim nerede?” dediler. Şiirler okudular, şarkılar, türküler söylediler. Halaya durdu yoldaşların, sen de o halaydaydın. Sensiz olur mu halay, sen seversin halay çekmeyi. Ne çok gördük senin İdil önünde, ayaklanma da Taksim Meydanı’nda anıtın önünde halaya duruşunu sen seversin Berkin ve sen de o halaydaydın.

Anmanın ardından yine yürüyüp geleceğiz sana ama bu sefer geçen sene seni uğurladığımız, üç milyon olduğumuz yoldan gelmek istedik. Hesabını sormaya devam edelim, duysun herkes bugün 11 Mart. Berkin bir yıl önce ayrıldı aramızdan tek kaşı kuş oldu ulaştı sizlere. Onun adı ekmek oldu, adalet oldu… Ama yok, katilleri hala yargılanmadı. Katilleri belli; talimatı verdim diyenler, kamera kayıtlarında açık seçik görünenler, bu katilleri koruyanlar. Nerede Berkin’in katilleri diye haykıralım istedik; Okmeydanı, Perpa, Hastane, Çağlayan, Şişli, Osmanbey, Feriköy duysun istedik bizi, onlar da eşlik etsin bu yürüyüşe, onlar da katılsın bu sele. Tüm İstanbul, Anadolu haykırsın senin için ”Katilim Nerede?” Ama senin adının geçtiği her yerde, senin olduğun her yerde çılgına dönenler yürütmeyiz, saldırırız dedi. Bir yıldır saldıran katil sürüsü şimdi yine karşımıza dikilmişti. Kabusları oldun Berkin, sapanın ve sen. Saraylarında rüyalarına girdin, kaçacak delik bulamadılar. Biz düştük yolumuza, sen yine bilirsin neresi dersek o döndüremez bizi katil sürüsü yolumuzdan. Anadolu Kahvesinden çıktık yukarı, köprüden kesmişler yolu… Yüreğimizde senin cesaretin yürüdük üstlerine, yürüdük seninle. Tomalarıyla geldiler, tazyikli suları… Akrepleri, gazları… Çekildik mahalle içine mahalle- mize, çatışa çatışa… Her sokak yine sen ve sapanın elimizde. Her sokak adalet, ekmek ve Berkin… Saatlerce sürdü çatışmalar, kocaman barikatlar kuruldu. Bir görsen Berkin… Sen o kocaman barikatın önünde olurdun ta en önde… Öyleydin Berkin ta en önde vurulduğu sokakta. Onlar gaz attıkça biz seninle nefes aldık, seninle temiz havayı soluduk. Abilerin, ablaların, kardeşlerin… Yüreğimizde çarptın Berkin… Elden ele taş taşıdık barikatlara, barikatın ardı vatandır dedik. Saatler sürdü, saatlerce Okmeydanı seninle nefes aldı, seni haykırdı. Her yerden haberin geldi, her yerden sesin yükseldi. 11 Mart sendin Berkin. Ne yaparlarsa yapsınlar 11 Mart Berkin… Berkin ekmek demek, adalet demek, Berkin kuş kanadı demek, yürek demek, umut demek. Berkin yarının düşü demek. 11 Mart Berkin demek. Nerede katillerimiz Berkin? Senin yaşında, senden küçük, senden büyük kaç kişiye kıydılar, kaç can aldılar? Uğurların, Ceylanların katili nerede? Bilirsin unutmayız Berkin, sen de unutmazsın; sorulur hesabın, sorulur hesabı…