Ne en çok izlenenler listelerinde görürüz onları ne de televizyon kanallarında izleyebiliriz. Çünkü onlar, Büyük İnsanlığın dününü ve bugününü anlatarak yarınına ışık tutan devrimci sinemamızın filmleridir. Ve Sovyet yönetmenler Vassiliev kardeşlerin filmi Çapayev de onlardan biridir. Filmde anlatılan, Çapayev’in hikayesidir ve bu elbette ki, bizim hikayemizdir…

Bilinir; Ekim Devrimi sonrası Rusyası’nda Lenin önderliğindeki Bolşevikler ve halklar için yeni ve daha zorlu bir süreç başlamıştır. Bir savaş sürecidir başla- yan. İktidarını kaybetmiş karşı-devrimci sınıf ve her türden uzantıları, devrimi boğmak için emperyalistlerin de desteklediği Beyaz Ordu’da birleşmişlerdir. Bütün ülke topraklarında Beyaz Ordu ve Kızıl Ordu’nun eski ile yeninin, haklı ile haksızın savaşı sürmektedir.

Eski bir çavuş olan Vassily İvanoviç Çapayev, Beyaz Ordu’ya karşı devrimi savunan Kızıl Ordu’ da bir tümen komutanıdır. Çapayev askeri konularda iyi bir komutandır, taktik ve kararlarıyla sonuç alır, askerlerini savaşta iyi yönetir ve iyi savaştırır. Beyazlar da farkındadır bunun ki karşı devrimin komutanlarından biri onun için “ciddi bir rakip “der. Çünkü, tek bir hedefe kilitlenmiştir Çapayev: Devrimi korumak ve Beyaz Ordu’yu yok etmek.

Parti, Çapayev’in tümenine bir politik komiser gönderir. Politik komiser Furmanov’un tümene gelmesiyle beraber Çapayev için yeni bir süreç başlamıştır.

Partili bir komünist değildir Çapayev. Lenin önderliğinde devrimi korumaya kilitlenmiş olmasına rağmen bilgi ve politik bilinç açısından oldukça geridir. Bir köylünün “Bolşevik misin yoksa komünist misin?” sorusundaki kasıt ve basit iğneyi dahi anlayamaz. Furmanov’un gelişiyle birlikte daha çok açığa çıkmıştır bu. Adını ve otoritesini herkese kabul ettirmiştir Çapayev. Oldukça serttir. Altında ki insanlara sürekli bağırır. Kurallar, gereklilikler değil, Çapayev’in söyledikleri doğrudur her zaman. Çapayev’le Furmanov arasında bir çatışma başlar. Furmanov Çapayev’in kararlılığını, devrime ve Lenin’e olan bağlılığının, karşı-devrimcilere olan öfkesinin farkındadır. Çapayev’in askerleriyle ve köylülerle olan ilişkilerini gözlemler. Kimi zaman, onu, sorular sorarak sıkıştırır. Çapayev’de bilgiye ve öğrenmeye dair bir ilgi yaratır. Çapayev kendine, ilişkilerine çeki düzen vermeye başlar. Öğrendiklerini altındakilere de anlatır. Yaşanan, savaşın ağır koşullarında, yeni insanın kendini yaratma sürecidir esasında. Çapayev ben değil biz olmayı ve bu olmaksızın Beyazların asla yenilemeyeceğini; işçi sınıfının iktidarının, devrimin ve sosyalizmin asla korunamayacağını öğrenir. Furmanov’la çok sert tartışmalarından birinde Çapayev patlar: Burada komutan kim? Sen mi, ben mi? Furmanov’un cevabı kısa ve fakat yeterince öğreticidir: Sen ve ben…Yani, BİZ…
Savaş koşullarında insana ait her duygu daha özel ve yoğun yaşanır. Aslolan savaştır ve zaferin kazanılması, karşı-devrimin bütünüyle ezilmesidir. Böyle olduğu oranda aşk en güzel, en derin ve en güçlüsünden yaşanır. Çapayev’in emir eri Petka ve Furmanov’la beraber tümene gelen gönüllülerden olan Anka’nın aşkı da böyledir. Anka iyi bir mitralyözcü olmak ister ve ona bunu öğretecek olan Petka’dır. İşte Anka ve Petka’nın aşkı bu eğitim süreciyle, Beyaz Ordu’ya karşı savaş arkadaşlığıyla doğmuş ve büyümüştür. Ki aşk, devrimin zaferi için mitralyöz öğrenmek ve öğretmektir…
Filmde karşı-devrim cephesinde yer alan halktan insanların duygu ve düşünce dünyalarını da Beyaz Ordu komutanı Kappalev’in emir eri Petroviç üzerinden görürüz. Petroviç’in kardeşi hasta ve ölmek üzeredir. Bunu öğrenen Kappalev gerçek anlamda hiçbir şey yapmaz. Öte yandan Petroviç kardeşinin istediği balık çorbasını yapmak için balık tutarken Petka tarafından esir alınır. Petka, Petroviç ve kardeşinin hikayesini dinledikten sonra, suç işlediğini ve tutuklanacağını bildiği halde Petroviç’i serbest bırakır. Petroviç, kardeşinin ölümüyle beraber karşı-devrim saflarını terkeder ve Kızıl Ordu’ya katılır. Ve verdiği bilgiler sayesinde Beyaz Ordu’nun büyük bir saldırısı püskürtülür.
Ekim Devrimi ve devamında iç savaş mücadelesi sayısız Çapayev’i yaratmıştır. Ve zaferler Çapayev’lerle kazanılmıştır. Çapayev’ler uzağımızda değil yanı başımızdadır. Onların dönüşümü; onların emekleri,yaşam ve mücadeleleri, ölümsüzlükleri halkların mücadelesinin kazanımıdır. Halklara yol gösteren birer klavuzdur herbiri. Anlatılan bizim hikayemizdir; Çapayev’i izleyelim..