Boş bir sahnede kız ve erkek. Gözleri siyah göz baglarıyla baglanmıştır. Erkegin elleri arkada dizleri üzerine çökmüş, başı dik durumdadır. Kız ayaktadır. Oyun boyunca yer ve zaman belirli degildir. Kız ve erkek kimi zaman anlatacakları kişilerdir, kimi zaman onları anlatanlardır. Temel alınan ifade acı ve hüzün degildir.Özellikle bundan kaçınılmalıdır. Oluşturulacak atmosfer karamsarlık degil dirençtir.

KIZ : Bir kış günü başladı şube konuklugum, birkaç şubede sürdü. ilk

gün ille de küpelerim diyordum. Küpelerimin derdindeyim. Bir kı zın küpesini çekerek kulagını yırttıklarını duymuştum. Kulagı küpeli kızlara küpelerinden elektrik veriyorlardı. (Yüzü gerilir, bedeni kasılır, yavaşça çöker) Acı duymuyorum, düşüncemi okuyacak kadar usta- laşmış polisler arasında acı duymanın da bir bedeli olmalı diye dü

şünüp, ACILARI ERTELiYORUM (Gözbagını sertçe indirir.) ERKEK : (Dizleri üstündedir) 72 gündür bir dolapta kilitliyim. Yalnızca anah tar deliginden hava giriyor ve ölü bir ışık sızıyor içeri. Yalnızlık hiç de tanrısal degil, görkemli degil. O yalnızca geçmişte gelecek, ölümle yaşam arasında kocaman bir karanlık nokta. Geçmişi ve gelecegi olmayan ölümle arasında irinli bir leke yalnızlık denilen.

şimdi ne varsa anahtar deliginden sızan havayla ışıkta. (gülümse yerek) farkına varsalar kapatırlar mıydı onu da. (gözbagını sertçe indirerek ayaga kalkar kıza yönelir.) Bütün bellegimdekileri yok et tim. Elektrikli bir aygıtla yaktım, jiletle kazıdım. Çıglıkların aralıgın dan uçurdum hepsini, kül edip savurdum. (yüzü gerilir, vücudu kasılır) HAYATA, HALKA iHANET ETMEM, ADIMDAN GAYRISINI BiLMiYORUM.

KIZ : (Oturdugu yerden itiliyormuş gibi savrularak döner ve erkegin sır-

tına yaslanır) soyunup soyunmama mücadelesi ne kadar sürdü bilmiyorum… Bir süre sonra çıplaktım. (Kız ve erkek kendi eksenleri etrafında dönerler, kız gene savrulur, kız başını kasılarak tutar) Soymaya çalışırken başımı duvara o kadar çok vurdular ki beynimin uyuştugunu hissettim. (kasılır) yatırıp kayışlarla bagladılar. Kablolar önce ayak, el, küçük parmagıma baglandı, üzerime soguk su döküldü, çevir sözünü duydum… (Acıyla) kemiklerim ayrılıyor.. sesimi tanıyamıyorum. Gözbagım kayıyor bana bunu yapanı görüyorum. (tiksintiyle) dişlerinin pisligi, kasılmış yüzü, insan vücudunun bilinen her yerinde geziyor kablo… En kötüsü şakaklar. (Başımı neden tutuyorlar kopmasın diye mi?) … Düşünüyorum, o an hiç düşünülmeyecek şeyleri.. Evimizin önünde oynayan sarı çocugu düşünüyorum (çocugu görüyormuş gibi) bıcır bıcır sesi bir direnç kaplıyor içimi… göz bagımın altından manyetoyu çevirene sırıtıyorum bir an göz göze geliyoruz. “Sevebildigin çocuk var mı?” diye soruyorum. Görmemden panige kapılıyor (kasılarak) manyetoyu daha hızlı çeviriyor.

ERKEK : Zamanı yiyip bitirdi karanlık. Güneş çoktan kömürleşmiş ve yeryüzü yapışkan bir karanlıkla örtülmüştü. (Efekten işkence gören birinin haykırışları gelir) (bunları söylerken iki metrelik bir hücrede dolaşıyor gibidir) haykırışlar geliyordu derinden, karanlıgı ince bir bıçak gibi yırtan,

şaklayan bir kırbaç gibi… Yer kabugunu zorluyordu. Acı duvarını aşmıştı artık bu sesler (durur gülümseyerek) kör bir kuyuda unutulan bir Yusuf’tum belki (kasılarak) ama durmadan soruyorlardı. Tanrılar bilmiyorlardı sorduktan şeyleri, peygamberler büsbütün hain çıkmışlardı. Ama yine de soruyorlar.

KIZ : (Kasılarak) Soruyorlar. ERKEK: (Kasılarak) Soruyorlar.

KIZ : (Kasılarak) Soruyorlar. ERKEK: HAYATA HALKA iHANET ETMEM ADIMDAN GAYRISINI BiLMiYORUM.

KIZ/ERKEK: (Direnmenin türküsünü söylerler. Bu türkü oynanan yerin olanaklarına baglı olarak işkenceyle ilgili slaytlarla desteklenebilir.)

DiRENMENiN TÜRKÜSÜ

Bana el ver, bana el ver.. bunları düşünürken

Karanlık bir mahzendeyim

Ve zincirler altındaydı omuzlarım, halkım Kalabalıklar içinden sıyrılmış bir yürek yılmadan

dövüp durdu bagrımı Ve ben daha iyi kavradım Yanlız olmadıgımı Binlerce ignenin doldurdugu bir çuvala yuvarlanırcasına beynime tenime

saplanışlar yagdırırken elektrik kavgasından koparılıp getirildigi halkımın acısını soluyarak inatla tekrarlayışım.

KIZ/ERKEK: HAYATA HALKA iHANET ETMEM ADIMDAN GAYRISINI BiLMi- YORUM

KIZ : (Yürür) Nerdeyim? Benden başka kimler var? Gözbagım yeri gö- rebilecegim kadar gevşetiliyor, ikişer ikişer yürümeye başlıyoruz. Bir ayakkabı görüyorum gri, içindeki ayakları taşıyamıyor. (Erkegin yanına gelmiştir, elleri birbirine deger) Bir el degiyor elime, yakalayıp sıkıyorum sıcacık… Geri döndügümüzde sonunda dayak yemek de olsa başımı tavana dogru kaldırıp odanın içine bakıyorum. Kimse ses çıkartmıyor. Yedi kişi var benden başka gülümsüyorlar baktıgımı görünce ben de gülümsüyorum onlara. Saati soruyorum . Polis gitmiş. Üç saatim var daha. Haber verecekler yediye dogru. (Efekte: işkence sesi, toplu slogan sesleri silah sesleri, zılgıt sesi ve bu seslerin altında kendini belli eden saatin tik tak sesleri. Kız ve erkek salınım içindedirler) Yediye çeyrek var. saat yedi… Yediyi iki geçiyor… Koşar gibi gelen ayak sesleri. (Efekt kesilir, kız savrulur) Götürülüyorum… Soyunmam diye direniyorum… (kusar gibi) başlıyorlar yine bayılmak istiyorum… Elimde degil… (Kız ve erkek birbirine dogru dönerler) Ölmeyi istemek zayıflık mı acaba.

ERKEK : Ama bunlar yaşanırken KIZ : Yaşatılırken

KIZ/ERKEK: (Dönüp sırt sırta verip kasılırlar) ÖLMEMEK DiRENMEK (efekt: işkence sesi)

ERKEK : (Hücrenin içerisinde dolaşır gibidir.) Boyu iki adım hücrenin, eni de. Buzdan soguk. Kolumu uzatınca duvar, başımı kaldırınca tavan. (Seyirciye dogru yönelir) (Efekt: Slogan sesleri, silah sesleri, zılgıt sesleri) geniş kırlar var az ötemde, nehirler, dag dizileri… Yurdum yani. (Efekt: işkence haykırışı) Ve arkadaşlar başka hücrelerde. Düşler deniz kıyıları, yollar… Savunacagız bütün bunları iki adımlık şu alanda. (Döner kıza yaslanır kasılır) HAYATA HALKA iHANET ETMEM ADIMDAN GAYRISINI BiLMiYORUM.

KIZ : (Seyirciye dogru) Kapı vuruluyor o ses. Gözümün baglanmasını

istiyor. içeri girenler ayaga kalkmamı söylüyorlar… Saçımdan tutup yere yuvarlıyorlar. Bizi tekmelemeye başlıyor. Oturtuyorlar kafama fiskeler vurmaya başlıyorlar. Fiskeler balyoz gibi… Yine bir yerlere gidiyoruz. Yanımdaki polis ona yaslanmak zorunda olmamdan yararlanmak istiyor. Kulagıma igrenç şeyler fısıldıyor (ögürür gibi) itiyorum, sürüklenerek götürülüyorum.. Öksürüyor birileri. Erkek sesi, ben de öksürüyorum. iki kişi öksürüyor hemen (sevinçle) ben de onlarla. Öksürmeyi sürdürüyoruz karşılıklı. Bagıran çagıran yok sessiz ortalık… Gözbagımda igne ucu kadar bir delik keşfediyorum. Oynaya oynaya genişletiyorum deligi.. Küçük

31

bir odada altı kişiyiz, altısının da gözü baglı. Tam karşımdaki göz-bagını aralayıp bana bakıyor gülüyor… Gülüyorum. Konuşmak olanaksız. (Kız ve erkek birbirlerine dönerler, parmakları havada buluşup elleri kenetlenir) parmagıyla havada yazmaya başlıyor. Tarihi ögreniyorum önce sayfaları dolduracak kadar yazıyor. Dün-yaya açılıyorum parmak uçlarıyla. Sanki kucaklaşıyoruz. iYi MiSiN?

ERKEK : Evet. Ya sen? KIZ : B e n d e

K I Z / ERKEK: Hepimiz iyiyiz. (Elleri arkada, dizüstünde sırt sırta çökerler)

KIZ : (Efekt: işkence haykırışı) Burnuma yerleşen o kokuya bir de ses

ekleniyor, Ama bu sesler korkuyu da yok ediyor… Gerilemesek-maya çalışıyorlar. Sesleri dinlemektense işkencede olmayı yegli-yor insan.

ERKEK: (Ayaga kalkarak) Bir böcek gibi antenlerimi gezdiriyorum üzerim-de . Anahtar deliginden sızan ölü ışıkta ellerime bakıyorum. Ellerim kan içinde, yaralı… Ellerim sanki bir kazmanın sapına hiç yapışmamış, tuglaları dizmemiş üst üste, topragı okşamamış, sevmemiş, ellerim. Büyük sevdaları sarmaya hazırlanan ellerim. Ne beyaz tenliyim artık ne esmer, ne kara. Yeşeren bir dünyanın rengindeyim artık, alev gibi yanan renginde.

KIZ : Sabah, sabah her yürekte sabaha ulaşma istegi çarpar dururdu…

Uzakta biri gibidir hep… Sabaha dogru seni ya da arkadaşını bırakırlar külçe gibi bankın üstüne. Döndügüne sevinirler, dönenlere sevinirsin. işkenceye gidenlerle kalanlar arasında gizli bir ayrılık töreni vardır. Vedanın her zaman elvedaya dönüşebilecegini herkes çok iyi bilir. Gideni beklemek bunun için zor. Giden olmak her zaman daha kolay… Bazen espri bile yapılır. Salt gövdesinin acısını duymadıgı için elektrikten geçici felç geçiren birinden ‘felç olmaya övgüler duyabilirsiniz. Birlikte gülünür.

ERKEK : Agzımı anahtar deligine dayayarak havayı emiyorum. Böcek yanması gibi bir yanma duyuyorum bogazımda. Oysa kuru bir yapragı bile dalından düşürecek degil bu kör esinti. Belki çöle dönmüş bir topraga tek bir yagmur damlasının düşüşü yalnızca. Çamur gibi bir yagmur damlası. (Efekt: Slogan, silah sesi) Ama toprak bu damlayla çatlatacak bagrındaki tohumu. Çöl bütün vahalarını bu damlayla yeşertecek… Genzim yanıyor. ince bir kan şeridi sızıyor dudaklarımdan. Kirli, sıcak ve simsiyah.

KIZ : Geceleri uyumak istemiyorum. Olabilecek her şeyi önceden bilmek istiyorum. Aklı başında olmalı insanın tezgahta. Radyoyu sonuna de kaçıyorlar düşünmeyi engellemek için… Soguk amansız bir düşman . Ne zaman sızsam, düşümde birileri üstümü örtüyor.

Annemin sesini duyuyorum, “Uyuyanın üstüne kar yagarmış” diyor. Bazen de sevdiklerimi görüyorum düşümde, sıgamıyorlar binlerce, milyonlarca yaka paça alınıp işkenceye götürülüyorum. (Erkegin yanına sertçe çöker) Son şansım oldugunu söylüyor “iyi!”yi oynayan polis. “Bitti her şey” diyor. “Bak kimleri yakaladık. Hadi konuş da canın yanmasın.” Çekip gidiyor. Yakayabilirler mi düşlerime bile sıgmayan sevdiklerimi? Süremin yarım saate çıkarıldıgını söylüyor başka ses. Kötü polis alıp götürüyor, iyi polis gelip kurtarıyor oyunları sürüp gidiyor.

ERKEK : Burada ölürsem ne çıkar. Soguktan açlıktan bir tek sözcük duymadan, insan yüzü görmeden biz ölürsek ne çıkar. (Ayaga kalkar)

KIZ : (Ayaga kalkar erkege dogru yönelir) Yapraklar ilk yazda yeniden açacak, çalıkuşları uçacak yeniden. Biliyorum rüzgarlar sürdüre-cek türküsünü . (Efekt: işkence haykırışları, toplu slogan sesleri, si-hal sesleri, zılgıtlar ve tüm bu seslerin üstüne yavaş yavaş çıkan ÇAGRI türküsü.)

ERKEK : Sürecek bu savaş. KIZ : Sürecek.

ERKEK : Sürene kadar bu cehennem.

KIZ/ERKEK: HAYATA HALKA iHANET ETMEM ADIMDAN GAYRISINI BiLMiYORUM.

(Kız ve erkek sırt sırta çökerler. Başları diktir ve gözbaglarını takarlar efekt yükselir…)