Akşam olmuş… aralık ayı geldiğinden havalar da haliyle soğuyor. Sıkıca sa- rınıp düşüyoruz yollara… Gideceğimiz evde bizi bekleyenler var. Bizim de onlara anlatacaklarımız. Ve elimiz boş değil.

Bir aralık ayı daha bitecek… Oysa Ara- lık unutmayanlar için diri diri yanmak demek. Bize devrimciliği anlatan bir usta kitaptır şehitlerimiz. Onların aç- tığı bu yolda, yapılan nice zulmün öf- kesiyle yürüyeceğiz. Ve asla unutma- yacağız.

19 Aralık 2000’de devrimci tutsaklara yapılan katliamı unutmadık ve unut- turmayacağız. Yanımıza katliam gö- rüntülerinin ve yaşayanların anlatım- larının olduğu bir belgesel alıyoruz ve koyuluyoruz yola…

Şimdi kapıdayız, vardık. Açıldı kapı ve bir sıcak merhaba, sıcacık evden içeri girdik. Mis gibi de çay kokuyor. Yemek sonrası içilen demli çaydan biz de na- sipleniyoruz. Mutfaktayız, bizim dışımızda ev sahibi abla ve üç komşusu var. Tam bir kadınlar sohbeti kurduk. Tabi ki televizyon açıkken ne kadar sohbet edebilirsen. Küçücük kutucuk nasıl kaplamış hayatları. Küçücük de- dik diye masumlaştırdık sanmayın. Beynimize ilmek ilmek kara bir ağ ördüler bu görüntü kutularıyla. Her akşam izlenen başka hayatların hika- yelerini takip etmekten kendi hayat- larına sıra geliyor mu insanların? Ne zaman geliyor? Başını yastığa koyun- ca, sabah kalkacak olmanın endişesi- ne kapılıyor önce. Sonra bin bir dert tasa… İzlediği dizilerden fayda yok. Ve her gün devam ediyorlar dizilerin ba- şına heyecanla geçmeye.

Tüm bu dizi kargaşasının arasında işte en yakınlarımız dediğimiz insanlara,

19 Aralık katliamından görüntüler izletip, anlatmak istiyoruz o günün hikayesini… Ama işimiz zor. Gözler TV’den bir milim bile şaşmıyor. Adeta bağlanmış kalmışlar. Sanki o kutunun içerisinde bir el onları oraya bağlamış tutuyor. Mecbur reklam arasını bekleyeceğiz bu hipnoz görüntüsünün ortadan kalkması gerek. İki reklam arasında amacımız bizim 15 dakika- lık belgeseli izletmek.

Ve… reklamlar… hemen başlıyoruz önceden hazır hale getirdiğimiz gö- rüntüleri başlatıyoruz bilgisayardan. İzleyicilerimizin dikkatleri son dere- ce dağınık. İlgi çekecek ayrıntıları ya- kalamaya çalışıyoruz. O günden bu güne devrimciliğe devam eden in- sanlarımızdan bahsediyoruz. Sonra Birsen Kars çıkıyor ekranda “6 kadın! Diri diri yaktılar!” diyor. Bu görüntü- leri izlerken tekrardan Hitler’in; 19 Aralık katliamının mimarlarından Hik- met Sami Türk’te canlandığını görü- yoruz. İzleyicilerimiz biraz ilgisiz, biri telefonla, biri televizyonla uğraşıyor. Bir tanesi tamamen odaklanmış so- nuna kadar sessizce izledi görüntü- leri, bitince de sesi çıkmadı onun. Bir tanesi “ama insan bundan etkilenir” demekten kendini alamadı. Bir diğeri “Bayrampaşa’da halanlar oturuyor kı- zım ben biliyorum orayı” diyor. Maale- sef reklamlar bitiyor ve izleyicilerimiz devam etmek istemiyorlar… O kadar bunalmışlar ki zaten gerçeklerden, yaşananlardan… Hayatlarının on beş dakikasını ayırdılar bir akşam… Onlar için ne ifade ettiğini tam olarak bile- miyoruz ama eminiz ki akıllarının bir köşesinde soru işareti yarattık. Diziler- le, reklamlarla, magazinle unutturma- ya çalıştıkları gerçeklere çarptılar ve o günün 19 aralık’ın anlamını hatırladı- lar. Kaç kişinin kafasında gerçeklerin şimşeklerini çaktırdık bu bizim için

değerli.

İlgili Yazılar