Bir devrimci, İskoçyalı. 55 yaşında, on yıllardır enternasyonal mücadelenin bayrağını taşıyor.

Düşleri sınırları aşmış.. İngiltere’de, Almanya’da, Yunanistan’da, Türkiye’de.. Nerede olursa olsun, ayrımı yapmadan, mekan ayrı yapmadan mücadele nerede ise o da oradaydı. Steve Kazcynski.. 1996 yılında yolu Cephelilerle kesişti ve o günden bu yana bu bayrağı bırakmadı.

Steve yıllarca bize, dil, ülke ayrımı yapmadan idealleri için nasıl savaşılacağını gösterdi. 5-6 dil biliyor Steve. Ve yıllardır Eyüp Baş Uluslararası Emperyalist Saldırganlığa Karşı Halkların Birliği Sempozyum’larında emek verir, çevirmenlik yapar, toplantılara katılır, küçük büyük her işin bir yerinden tutar.

Bu sene yeni gelmişti İstanbul’a. Yakında olacak olan sempozyumumuzun hazırlıklarına yardım edecekti. Fakat faşizm onu öyle bir zamanda buldu ki, tam da komplolarına, çizdikleri senaryoya bir karakter arıyorlarken. Bu kez Steve’i bulmuşlardı. Üzerinde oynayacak, yalanlar söyleyecek, çeşit çeşit komplo teorilerini üze- rine yıkacak yeni bir kurban bulmuşlardı.

Steve, 2 Nisan 2015 tarihinde İdil Kültür Merkezi’ne yapılan geceyarısı baskını sonucu Grup Yorum elemanları ve kültür merkezi çalışanlarıyla birlikte işkencelerle, yerlerde sürüklenerek gözaltına alındı. Aslında Steve’in üzerine komplo kuracakları daha gözaltındayken belliydi. “Ajan lan bu” diyorlardı kendi aralarında, dosyalarını kurcalıyorlardı, rehine eylemiyle ilgili dosyanın neresine yediririz, nasıl suçlama yapabiliriz diye hesap yapıyorlardı. Ki zaten kısa sürede ortaya çıktı. Daha Steve gözaltındayken, basına haberler yaptırdılar, alt yapıyı da böylece kurdular, “kamuoyu”nun gönlünde. “Yunanistan’dan ülkeye giriş yapmıştı”, “Adalet Sarayı eyleminin talimatını o getirmişti”, “İngiliz ajanıydı”… Haberler daha böyle gidiyordu: “DHKP-C’nin Yahudi asıllı Polonya doğumlu Alman uyruklu İngiliz vatandaşı Türkçe konuşan elemanı imam ve ajan çıktı!”, “3 ayrı eylem planı ve yüklü miktarda parayla yurda giriş yaptı” şeklilnde birçok haber polis eliyle servis edildi basına. Tabi onurunu ve meslek ahlakı kaybetmiş ve soru sormaktan, araştırmaktan mahrum gazeteciler de bu haberlerin üzerine atladı. Sonuç olarak ortaya ne çıktı? Bir insan haksız ve durduk yere tutuklandı. Steve şu an hapiste, gardiyanların, devletin baskısı altında.

Çarpıcı gerçeği ve komplonun sinsiliğini Steve’in avukatlarından Özgür Yılmaz’ın şu açıklamasın da görüyoruz: “Müvekkile poliste, savcılıkta ve sorgu hakimliğinde basındaki bu yalan haberlerle ilgili hiçbir soru sorulmamıştır. Sorulan tek soru Türkiye’ye hangi tarihte girdiniz? İdil kültür merkezinde niye bulundunuz?

Kendisine, yani muhatabına bu soruları sordular ama başka şeylerden tutukladılar. Yalnız pes paye, çaresiz ve bir o kadar da komik olan yalanları kısa sürede çökecek. O gece İdil Kültür Merkezi’nde tesadüfen bulunuyor olmak bir İngiliz vatandaşının tutuklanması demek olabiliyor. Yazıyı bitirirken Steve’in çevik otobüsünden hastaneye indirilirken ki sloganını tekrarlıyorum: “Baskılar Bizi Yıldıramaz”.

Ve Steve, bugün onuruyla Maltepe Hapishanesi’nde yatıyor. Gülmeye, espirilerini yapmaya devam ediyor. Diyor ki: “Görüşüme Tayyip gelsin, ona diyeceklerim var”.