Yine hapishanedeyim…
Televizyonda akşam haberlerini izliyoruz. Bir altyazı geçiyor.
Yaşar Kemal yoğun bakımda…
Spiker devam ediyor… Yaşar Kemal’in durumu ağırlaştı, yoğun bakıma alındı… Bir sohbet başlıyor aramızda…
Romanlarında, röportajlarında ezilen, yoksul, sömürülen Anadolu insanının mücadelesini anlatandır Yaşar Kemal.Diğer arkadaş; Yaşar Kemal’in kendisi de 1970’li yıllarda ”sanatımı halkımla birlikte, onun büyük yaratıcılığı ile birlikte olarak, onun için yaparım” demiş.Evet ben Yaşar Kemal’in bu sözünü hatırlıyorum. Bu sözün devamında da “bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum” demişti. Yani Yaşar Kemal son dönemi dışında, Abdi Ağaların değil İnce Memedler’in yanında yer alır.Onların sesi, soluğu olur. Çukurova’dan, Toroslar’dan, Anadolu’dan çıkıp dünyaya açılır ve yerel olanı, yerel insanı evrenselleştirir.
Sonuçta, usta yazar Yaşar Kemal’in anlatımlarıyla İnce Memed bölgeyi, ülkeyi aşar ve dünyalı olur. Bir arkadaş; “zorluklar,sıkıntılar içindeki insanların destansı mücadelesini de anlatır.Umutsuzluk değil, anlatımlarında hep umut vardır” demişti. Hepimizin ortak düşüncesiydi aynı zamanda bu.
Dört duvar arasında tutsak da olsak, gözümüz, kulağımız dışarıda. Özgür tutsaklarız biz. Ve işte televizyonda geçiyor duymak istemediğimiz acı bir haber… Yaşar Kemal hayatını kaybetti diyor spiker. Hüzün kaplıyor yüreğimizi. Ama diğer yandan, halkın sanatçısı olarak, halkın yüreğinde, Anadolu topraklarında her daim yaşayacağını biliyoruz. Milyonlarca insanın “Yaşar Kemal Onurumuzdur!” sloganlarıyla son yolculuğuna uğurlanışını seyrediyoruz televizyondan.
Grup Yorum da yalnız bırakmıyor Yaşar Kemal’i son yolculuğunda. Vuruyor sazının teline, başlıyor İnce Memed’i söylemeye. Yaşar Kemal de son dönemlerinde rahatsızlığında eşiyle birlikte sürekli Grup Yorum’un İnce Memed türküsünü dinlermiş. Şimdi de, Grup Yorum söylerken duyduğunu bildiğimiz İnce Memed’i ebedi yatağındada hep dinleyeceğini biliyoruz.Yaşar Kemal deyince ilk akla gelendir Çukurova, Toroslar ve İnce Memed…
Çakmağı yandıran kavdır
Demiri dövdüren tandır
Dayan İnce Memed
Şimdi direnecek çağdır
İnce Memed Toroslardan gürledi
Buhurcular kulak verip dinledi
Onyedi kurşun yedi ölmedi.
Dayan İnce Memed dayan
(…)
Yaşar Kemal’in 1955’lerde, zamanın Abdi Ağalarına teslim olmayan halk kahramanıdır İnce Memed. Ama bu ülkede İnce Memed’ler hep varolmuştur, Abdi ağalar var olduğu gibi…
Yıllar öncesine, 1996’ya gidiyorum.

Şimdi tek tek geçiyor gözümün önünden… Evet yine hapishanedeyim. Ama burası Bayrampaşa Hapishanesi… Nice direnişlerin, nice geleneklerin, değerlerin, nice kahramanlıkların yaşatıldığı, nice şehitlerin verildiği Bayrampaşa Hapishanesi.
Bugünün Abdi ağaları olan egemen sınıflar, bugünün İnce Memed’leri olan devrimci tutsakları teslim alma politikasını gündeme getirir. Yani yeni yapılan ve tecrit hücrelerinden oluşan Eskişehir tabutluğunu açar. Yeni tutuklananları hücrelere göndermeye başlar. Hücreler, tecrit, siyasi kimliğinden, düşüncelerinden soyundurarak teslim alma amaçlıdır. Dört duvar arasındaki siyasi tutsakların, bu politikayı boşa çıkarmak için bedenlerinden başka silahları yoktur. İşte bunun için ülkenin bütün hapishanelerinde devrimci tutsaklar ölüm orucu direnişine başlarlar.Nitekim bugünün Abdi Ağalarının derdi de; devrimciler üzerinden dışarıda yükselen halk muhalefetini sindirmek, ezmektir. Bundan dolayı önce bugünün İnce Memedleri olan devrimcileri dize getirmeli, boyun eğdirmeli, teslim almalıdır. Ama bu ülke tarihinde görülmüş değildir bugüne kadar İnce Memedlerin teslim olduğu, boyun eğdiği…
Onlar bir harman dalında bir de dost sofrasında diz kıranlardır. Bugünün abdi ağalarının karşısında her zaman dimdiktir başları İnce Memedlerin.
Ölüm orucunun ilerleyen günlerindeyiz. Tutsakların heyetleriyle görüşmek için hapishaneye gelen bir heyet vardır. Heyeti oluşturanlardan biri de İnce Memedin usta yazarı Yaşar Kemal’dir. Yıllar önce hayalinde canlandırarak kaleme aldığı, düzene başkaldıran İnce Memedleri şimdi hayatın çıplak gerçeği içinde, karşısında görür. Kadınların koğuşunda ölüm orucu direnişçilerinin yanındayız.
Yaşar Kemal, önce saygıyla, sevgiyle baktı alnı kızıl bantlı bugünün ince memedlerine… doldu gözleri ama tutu akıtmadı gözyaşını öyle etkilendi ki, bir deri bir kemik kalmış ölüm orucu direnişçilerinin inançla umutla bakan gözlerinden… zafer ölümlerimizle gelecek diyen kararlılıklarından… sırayla oturuyor beş kadın direnişçinin yanına… ellerini alıyor elinin arasına. Yanınızdayım dercesine sıkıyor zayıf, incecik kalmış elleri… “Söz” diyor, “ölümler olmadan bu işin çözülmesi için elimden geleni yapacağım.” Belli ki İnce Memed geliyor aklına… Ayağa kalkıyor ve gözlerini gezdiriyor.
İşte bu tarihi kesite tanıklık edendir Yaşar Kemal. Tanıklık eder inançları için ölümüne direnen, asla teslim olmayan, başkaldıran bugünün İnce Memedlerine…
Ve günler ilerler… Direnişin 69. günüdür. artık sözün bittiği noktadır… havalanır boranlar birer birer… feda kuşağının kahramanlarıdır onlar; Berdan, Ayçe İdil, Aygün, İlginç, Tahsin, Osman, Hicabi, Hüseyin, Ali şehit düşerler. Yemo da ağırlaşır… Heyetler gelir. İdare binasına siyasi temsilcilerle heyet arasında görüşmeler başlar. tutsakların taleplerinin kabul edildiği dakikalarda Yemliha şehit düşer. Yemo zafer anında ölümü kucaklayanlardan olur. heyet daha hapishanededir. Ve Yaşar Kemal tanıklık eder Yemo’nun şehitliğine de… Şehitlerin kanından rengini alan katafalk Yemo’nun incecik bedeniyle şimdi daha da kızıllaşır. Onun şehitliğinden gelir bu kızıllık… Zulmün önüne barikat olmanın huzuru vardır yüzünde… Yemo’daki bu huzur şehitliğiyle zaferin kazanılmasıdır. Kızıl bayraklar altında yatar Yemo. Kızıl karanfillerle uğurlanır. Tüm bu hazırlıklar Yaşar Kemal’I çok etkiler. İlk defa görür, devrimcilerin şehitleri için düzenlediği töreni ve verdiği değeri…
Şimdi Yemo yoldaşlarının omuzlarındadır. Ağır adımlarla kızıl bayrakların arasından ilerler Yemo’nun katafalkı. Upuzun bir koridor boyu binlerce tutsağın ‘Bize ölüm yok’ sloganıyla son yolculuğuna uğurlanır Yemo. Onu ölümsüzlüğe uğurlayanlar arasındadır Yaşar Kemal. İşte böylesi bir tarihi ana da tanıklık eder Yaşar Kemal.
Bu ülkede Abdi Ağalar olduğu sürece nice İnce Memedler çıkacak ve umut her daim yaşayacaktır. Yaşar Kemal’in eserlerinde her zaman bir umut vardır. Ama tarihin içinde böylesi bir tanıklık O’na daha canlı yaşatır bu duyguyu. Daha fazla büyür umudu.
Ve 2000’li yıllar… Aksaray’da küçük bir direniş evi… Ölüm Orucu’nun 200’lü günlerinde küçücük bedeniyle direnen Feride’nin başucundadır Yaşar Kemal. Türkiye hapishaneler tarihinin en büyük direnişidir bu. Hem içeride hem dışarıda yayılır Anadolunun dört bir tarafına… İşte Yaşar Kemal tarihin en büyük direnişine de tanıklık eder. Ve O’nun için artık İnce Memed’ler hayal değil çırılçıplak bir gerçektir. Tanıklığıyla umudunu büyütür.
İşte elbet bu tanıklıklar illa ki bir ürüne dönüşmüştür Yaşar Kemal’in elinden diye ümit ediyoruz. Biz isterdik ki yaşar kemal, tarihi ve yanıbaşındaki direnişleri kaleme almaya devam etsin. fakat sağlığında ne yazık ki istediğimiz gibi olmadı. Umarız bu tarihi de bir yerlere not etmiştir.
Bugünün Abdi ağaları da bugünün İnce Memedler’ini asla teslim alamayacaklartır. İnce Memed’le simgeleşen usta yazar Yaşar Kemal, halkın yüreğinde yaşamaya devam edeektir. Yaşar Kemal halkın direnen yanıdır. Ve Yaşar Kemal bizimdir. O’nu, bugünün Abdi ağalarının kendi çıkarları için kullanmalarına izin vermeyeceğiz.