Otizmle Yaşamda Görünmeyen Kahramanlar: Ailelerin Duygusal Yolculuğu ve Sosyal Desteğin Gücü! 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü, sadece otizmli bireyleri değil, bu yolculukta onlara eşlik eden ailelerin yaşadığı sessiz mücadeleyi anlamak için de büyük bir fırsat. Otizm tanısı konulduğu andan itibaren aileler için sadece bir eğitim süreci değil, aynı zamanda duygusal ve sosyal bir dönüşüm dönemi başlıyor.
Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, bu süreçte ebeveynlerin omuzlarındaki yükü hafifletecek en kritik anahtarın “doğru destek mekanizmaları” olduğunu vurguluyor.
Tanı Anı: Kaygıdan Kabullenişe Uzanan Yol
Birçok ebeveyn için otizm tanısı, bilinmezlerle dolu bir denize ilk adımı atmak gibi. Dr. Öğr. Üyesi Luş, ilk aşamada yaşanan yoğun üzüntü ve endişenin son derece insani olduğunu belirtiyor. Tanımlanamayan davranışlar, iletişim kurmakta zorlanan bir çocuğun ihtiyaçlarını anlamaya çalışma çabası ve sürekli kontrol etme zorunluluğu, ebeveynleri psikolojik olarak yorabiliyor. Bu noktada bazı aileler suçluluk hissine kapılırken, bazıları yoğun bir panik süreci yaşayabiliyor.
Sosyal İzolasyon ve “Farklı” Bakışlarla Mücadele
Otizmli bir çocuğun öz bakım becerilerini (yemek yeme, tuvalet eğitimi vb.) akranlarından daha geç kazanması, ailenin günlük rutinini tamamen değiştirebiliyor. Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, bu süreçteki risklere dikkat çekiyor:
-
Kendini Soyutlama: Birçok anne ve baba, çocuklarına daha fazla vakit ayırabilmek için iş hayatından ve sosyal çevrelerinden tamamen vazgeçebiliyor.
-
Toplumsal Baskı: Parkta, markette veya sosyal ortamlarda çocuğun sergilediği farklı davranışlara karşı çevreden gelen yargılayıcı bakışlar, aileleri çaresizlik ve öfke sarmalına itebiliyor.
-
Gelecek Kaygısı: “Benden sonra ne olacak?” sorusu, ebeveynlerin en büyük ve en kalıcı endişesi olarak öne çıkıyor.
Çözüm: Güçlü Sosyal Destek Ağları
Dr. Öğr. Üyesi Luş’a göre, ebeveynlerin depresyon gibi ikincil psikiyatrik sorunlarla karşılaşmaması için çevre desteği hayati önem taşıyor. Aile büyüklerinin bilinçli yaklaşımı, yerel yönetimlerin sunduğu imkanlar ve özel eğitim merkezlerinin niteliği, ebeveynleri daha dirençli hale getiriyor.
Kadın TR Notu: Unutmayın; bir çocuğun elinden tutmak için önce o eli tutan ebeveynin güçlü durması gerekir. Sosyal hizmet uzmanları, gönüllü kuruluşlar ve psikiyatri kliniklerinin sayısının artması, sadece çocuklar için değil, toplumun temel taşı olan ailelerin ruh sağlığı için de bir zorunluluktur.
Kaynak: kadintr.com.tr


